peygamber efendimiz annesinin vefatından sonra kimin yanında kaldı
Sâbit Hz. Peygamber'in vahiy kâtipliğini yapmış hafızlardandı. Kendi ifadesiyle “bir dağı taşımaktan daha ağır" olan bu görevi yerine getirerek Kur'an'ı Kerim'i yazılı malzemelerden ve insanların hafızalarından topladı. Hazırladığı mushaf, vefatına kadar Hz. Ebubekir'de kaldı. Vefatından sonra Hz.
Rencontre Avec Joe Black Streaming Vf Gratuit. 1 Peygamberimizin gençliğinde bir düğüne gitmesi sırasında orada uyuyakalması, eğlenceye ve kötü alışkanlığa yönelmemesi onun hangi özelliğini vurgular? a İsmet sıfatını b Fetanet sıfatını c Tebliğ sıfatını d Emin sıfatını 2 Hz Muhammed, ”Sizler sağır ve uzaktaki birine değil, her şeyi duyan ve gören Allah’a dua ediyorsunuz.” demiştir. Buna göre aşağıdakilerden hangisi yanlıştır? a Allah bize çok yakındır; dua ettiğimizde ona karşılık verir b Allah’ın bizi duyması için feryatlar etmeliyiz. c Sessizce dua ettiğimizde de Allah bizi duyar. d Gösteriş için yüksek sesle dua etmemek gerekir. 3 Peygamberimizin mescidinin yanındaki odalarda kalırlardı Peygamberimizin özel talebesiydiler İhtiyaçlarının karşılanmasıyla, eğitim ve öğretimleriyle peygamberimiz ilgilenirdi. Yukarıda özellikleri verilen kişilere ne ad verilir? a Ensar b Muhacir c Ashabı Kehf d Ashabı Suffe 4 Hz. Muhammed Medine’ye misafir olarak gelen Hıristiyan bir gruba Mescid-i Nebevi’nin bir köşesinde kendi dinlerine göre ibadet etmelerine müsaade etmiştir. Hz. Muhammed’in bu davranışı O’nun aşağıda sahip olduğu özelliklerinden daha çok hangisinin içerisinde değerlendirilir? a Hoşgörü b Sabır c İsmet d Tebliğ 5 Kendisinden bir giysi daha isteyen kızına bir tane dahi elbise bulunmayan insanların olduğunu hatırlatarak, onun bu isteğini nazik bir şekilde geri çeviren Peygamberimiz bizlere nasıl örnek olmak istemiştir? a Cömert Olmak b Lüks Yaşamak c İsraftan Kaçınma d Çocukların Dediğini Yapmak 6 Hz. Muhammed eşi, çocukları ve torunlarıyla zaman geçirmeyi sever, gerektiğinde çocuk ve torunları ile oynar, onlarla yakından ilgilenirdi. Buna göre aşağıdakilerden hangisi Hz. Muhammed’in bu özelliğini ifade eder? a Hz. Muhammed’in zamanı çoktu b Hz. Muhammed aile bireylerini çok severdi. c Hz. Muhammed oyun oynamayı severdi. d Hz. Muhammed’in ailesi genişti 7 Peygamberimize İslâm’dan önce güvenilirliğinden dolayı Mekkelilerin verdikleri lakap aşağıdakilerden hangisidir? a Muhammed Mustafa b Muhammedü’l-Emin c Muhammed’ünResûlullah d Ebu Kasım 8 Hz. Muhammed SAV bir sözünde “iman ettim de ve sonra dosdoğru ol” diyerek aşağıdakilerden hangisini vurgulamıştır? a Salih amelin önemini b Allah’a iman etmeyi c İnanç davranış ilişkisini d Yalancılığın kötü olduğunu 9 Hz. Muhammed SAV e “Ey bürünüp sarınan kalk ve uyar…” ayeti geldikten sonra Mekkelilere putlara tapmanın yanlış olduğunu çekinmeden açık yüreklilikle ilan etmesi onun aşağıdaki özelliklerinden hangisini yansıtır? a Cesaretini b Güvenilirliğini c Cömertliğini d Adaletin 10 Hz. Muhammed’in , sofraya oturduğu zaman eşine, “Bu yemekten komşuya da verdin mi?” diye sorması, O’ nun aşağıda verilen tutumlardan hangisiyle ilgili değildir? a Komşularını sevdiği b Yardımsever ve cömert olduğu c Komşuluk haklarına uymaya önem verdiğ d Ailesini gözetip kolladığı 11 Hz. Muhammed’in “Hiçbiriniz, kendisi için arzu ettiğini, kardeşi için de arzu etmedikçe, gerçekten iman etmiş sayılmaz.” sözü öncelikle aşağıda verilen güzel huylardan hangisini ifade etmektedir? a Edep ve Haya utanmak b Vefa ve Doğruluk c Dostluk ve Arkadaşlık d Şefkat ve Merhamet 12 İlim, müminin yitik malıdır. Onu nerede bulursa alır.”“İlim Çin’de de olsa alınız.” Yukarıda verilen hadisler peygamberimizin hangi özelliğini gösterir? a Allah’a ibadet ettiğini b Güvenilir oluşunu c Hakkı gözetmesini d Bilime önem verdiğini 13 ”Ey Müslümanlar, şayet birinize haksız muamelede bulunmuşsam onu ödemeye hazırım. Kimin hakkı varsa işte şahsım işte malım gelsin alsın. Hadisinden aşağıdaki sonuçlardan hangisi çıkarılamaz? a Müslümanları cesaretlendirmek istemesi b Müslümanlara örnek olması c Kul hakkına verdiği önem d Söylediğini kendi hayatında uygulaması 14 Bir gün peygamberimiz ashabıyla birlikte otururlarken bir cenaze geçer. Peygamberimiz hemen ayağa kalkar. Çevresindekiler, geçen cenazenin Müslüman’a ait olmadığını bir Yahudi cenazesi olduğunu söylerler. Peygamberimiz” Olsun, bir Yahudi de olsa insandır” diyerek cevap verir. Bu olay peygamberimizin en çok hangi yönünü gösterir? a Sabrı b Cesareti c Sözünde durması d İnsanlara değer vermesi 15 Hz. Muhammed sav ayakkabılarını, giysilerini ve eşyalarını tamir ederdi. Temizlikle ilgilenirdi. Eve su getirir, hayvanların bakımını davranışları onun aile ilişkileriyle ilgili bize nasıl bir fikir vermektedir? a Çok sert bir erkek olduğunu b Paylaşımcı olmadığını c Her konuda başarılı olduğunu d Yardımlaşmayı sevdiğini 16 Hz. Muhammed sav insanların onurunun kırılmasını istememiştir. Yaşadığı toplumda güçsüz, kimsesiz ve haksızlığa uğrayanların haklarını savunmuştur. Savaş esirlerine iyi davranılmasını istemiş, kadın ve kız çocuklarının aşağılanmasına karşı çıkmıştır. Yukarıdaki cümlelerde Hz. Muhammed’in daha çok hangi özelliği ön plana çıkarılmıştır. a İnsanlara değer vermesi b Güvenilir olması c Hoşgörülü olması d Adaletli olması 17 Peygamberimizin insanlara karşı tutumuyla ilgili olarak aşağıda verilen bilgilerden hangisi yanlıştır? a Zengin- fakir ayırımı yapmaz b Herkese aynı ölçüde değer verirdi c Tüm insanların eşit olduğunu söylerdi d Sadece inanan insanlara değer verirdi 18 Peygamberimiz küçüklüğünden beri herkesin güven duyduğu bir kimsedir. Emanetleri korumuş, adaletli ve dürüst bir kişi olmuştur. Mekkeliler peygamberimize bu özelliklerinden dolayı hangi lakabı vermişlerdir? a Hatemül Enbiya b Muhammedülemin c Resulullah d Habibullah 19 “Muhammedülemin“ in anlamı aşağıdakilerden hangisidir? a Merhametli Muhammet b Adaletli Muhammet c Sabırlı Muhammet d Güvenilir Muhammet 20 Hz. Muhammed hangi ülkede dünyaya geldi ? a Türkiye b Arabistan c Suriye d Mısır 21 Hz. Muhammed hangi şehirde doğdu ? a Mekke b Medine c Cidde d Taif 22 Peygamberimiz Hz. Muhammed'in babasının adı nedir ? a Abdülmuttalip b Vehb c Abdullah d Ebu Talip 23 Aşağıda verilenlerden hangisi ilk müslüman olan sahabelerden değildir ? a Hatice b Zeyd b. Harise c Ebu Bekir d Ebu Talib 24 Peygamber Efendimiz nerede ve hangi tarihte doğdu? a 622 Mekke b 571 Mekke c 622 Medine d 571 Medine 25 Peygamber Efendimizin babası ne zaman vefat etti? a Doğumundan 6 ay önce b Doğumundan 4 ay önce c Doğumundan 2 ay önce d Doğumundan 4 ay sonra 26 Peygamber Efendimizin annesinin ismi nedir? a Halime b Amine c Şeyma d Hatice 27 Peygamber Efendimiz kaç yaşına kadar sütannesinin yanında kaldı? a 4 b 6 c 7 d 8 28 Peygamber Efendimiz annesi vefat ettiği zaman kaç yaşındaydı? a 4 b 5 c 6 d 7 29 Peygamber Efendimiz annesinin vefatından sonra kimin yanında kaldı? a Dedesi Abdulmuttalip b Amcası Ebu Talip c Amcası Abbas d Süt annesi Halime 30 Peygamber Efendimiz dedesi Abdulmuttalip vefat ettiği zaman kaç yaşındaydı? a 6 b 7 c 8 d 9 31 Peygamber Efendimiz dedesi Abdulmuttalip’in ölümünden sonra kimin yanında kaldı? a Amcası Abbas b Amcası Ebu Talip c Süt annesi Halime d Amcası Hamza 32 Peygamberimiz Hz. Muhammed sütannesinin yanında kaç sene kalmıştır? a 2 b 3 c 4 d 5 33 Peygamberimizin annesi nerede vefat etmiştir? a Mekke'de b Taif'te c Medine'de d Ebva'da 34 Peygamberimiz 12 yaşındayken amcası Ebu Talip'le ticaret için nereye hareket etmiştir? a Şam'a b Habeşistan'a c Medine'ye d Kudüs'e 35 Peygamberimiz amcasıyla Şam'a ticaret için yola çıktığında Busra'da verdikleri molada, amcasına yeğenini geri götürmesini söyleyen kişi kimdir? a Meysere b Bahira c Haris d Ebu Talib 36 Peygamberimiz ilk evliliğini kaç yaşındayken yapmıştır? a 40 b 28 c 25 d 23 37 Aşağıdakilerden hangisi Peygamberimizin ilk eşidir? a Hz. Aişe b Hz. Zeynep c Hz. Sevde d Hz. Hatice 38 Hacerü'l Esved'in kelime anlamı nedir? a Siyah Taş b Hacer'in Taşı c Uçan Taş d Hicret Mevsimi 39 Aşağıdakilerden hangisi Peygamberimizin çocuklarından biri değildir? a Kasım b Rukiye c Zeynep d Aişe 40 Peygamberimizin güvenirliliği sayesinde, Kabe'nin tamiri sırasında kabile savaşlarının çıkmasını önlediği olaya ne ad verilir? a Kabe tamiri b Kabe Hakemliği c Hılful Fudul d Hılful fasih 41 Peygamberimizin, peygamberlik gelmeden evvel Mekke şehrinden uzaklaşarak ibadet etmeye başladığı mağara ve dağın adı nedir? a Nurdağı-Hira Mağrası b Sevr Dağı - Hira Mağarası c Hira Dağı -Sevr Mağrası d Sevr Dağı- Nur Mağarası 42 Peygamberimizin hangi amcası hakkında Tebbet Suresi nazil olmuştur? a Ebu Talip b Ebu Leheb c Ebu Cehil d Abbas 43 Peygamberimize ilk vahiy nerede gelmiştir? a Sevr Dağında b Arafat Dağında c Hira Dağında d Tur Dağında 44 Peygamberimize ilk inen ayetler hangi surede yer almaktadır? a Alak Suresi b Nebe' Suresi c Bakara Suresi d Fatiha Suresi 45 Aşağıdakilerden hangisi ilk Müslümanlardan değildir? a Hz. Ebu Bekir b Hz. Ali c Hz. Zeyd d Hz. Halid bin Velid 46 Peygamberimize ilk vahiy geldikten sonra onun peygamber olduğunu anlayan kimdir? a Bahira b Hatice c Ebu Talip d Varaka 47 Resulullah'a ilk önce inananlar nasıl insanlardı? a Güç kuvvet sahipleri b Üstün mevki sahipleri c Kabile başkanları d Yoksul ve zayıflar 48 Peygamberimize iman eden "ilk dört Müslüman" aşağıdakilerden hangisidir ? a Bekir, Hz. Ömer, Hz. Osman, Hz. Ali b Bekir, Hz. Ömer c Hz. Ebu Bekir, Ebu Talip, Hz. Hatice, Hz Hamza d Hz. Ali, Bekir, 49 Resulullah'ı öldürmek için yola çıkmışken sonunda Resulullah'a biat edip Müslüman olan ve Resulullah'ın halifesi ünvanını kazanan zat kimdir? a Hz. Hamza b Ebu Leheb c Hz. Ömer d Hz. Abbas 50 Peygamber Efendimize ilk vahiy kaç yaşında gelmiştir? a 25 b 35 c 40 d 45 51 Sıddık-ı Ekber olarak anılan Peygamberimizin en yakın dostu kimdir? a Hz. Ebu Bekir b Hz. Ömer c Hz. Osman d Hz. Ali 52 Resulullah'ın imana davet için gittiği, fakat taşlandığı yer neresidir? a Medine b Habeş c Bağdat d Taif 53 İslâmın yayılmasını engellemek için müşrikler boykot kararı almışlardı. Müslümanlara uygulanan boykot kaç yıl sürmüştür? a 3 b 5 c 7 d 9 54 Beş vakit namaz hangi olayda farz kılınmıştır? a Hicrette b Mekkenin fethinde c Miraç'ta d İlk vahiyde 55 “Kulu Muhammed'i bir gece Mescid'i Haram'dan, kendisine bir kısım ayetlerimizi göstermek için etrafını mübarek kıldığımız Mescid'i Aksa'ya götüren Allah'ın şanı ne yücedir.” Ayetiyle hangi olay anlatılmıştır? a Mescid'i Aksa'nın fethedileceği b İsra ve Miraç olayı c Hicret olayı d Fetih olayı 56 İlk hicret aşağıdakilerden hangisine olmuştur? a Yemen'e b Şam'a c Habeşistan'a d Mısır'a 57 Hicret ederken Resulullah'a yol arkadaşlığı eden sahabe kimdir? a Hz. Ali b Hz. Aişe c Hz. Zeyd d Hz. Ebu Bekir 58 Peygamberimiz hac mevsiminde Medinelilerle ilk defa kaç yılında nerede görüşmüştür? a 622 - Akabe b 620- Safa tepesi c 621- Akabe d 621- Safa tepesi 59 Peygamberimizin Medinelilerle birlikte gönderdiği ilk Kur'an öğretmeni kimdir? a Hz. Musab b Hz. Ali c Hz. Abdullah d Hz. Osman 60 'Hicret' neyin başlangıcı olarak kabul edilir? a Miladi Takvim b Rumi Takvim c Hicri Takvim d Güneş Takvimi 61 Peygamberimiz kaç yılında Medine’ye hicret etmiştir? a 620 b 621 c 622 d 623 62 Peygamberimiz hicret ederken yerine kimi yatağında bırakmıştır? a Hz. Hamza b Hz. Osman c Hz. Ali d Hz. Ebu Bekir 63 İnançlarını rahat bir şekilde yaşamak için Müslümanların Mekke'den Medine'ye göç etmelerine ne ad verilir? a Seyahat b Büyük göç c Hicret d Hudeybiye 64 “Yesrib” hangi şehrin eski adıdır? a Mekke b Medine c Taif d Şam 65 Resulullah Medine'ye hicret ettiğinde kimin evinde kalmıştır? a Sa'd bin Hayseme b Esad bin Zürare c Suheyb bin Sinan d Ebu Eyyüb el- Ensari 66 İslam tarihinin ilk mescidi nerede yapılmıştır? a Medine'de b Kuba'da c Habeşistan'da d Yemen'de 67 Medineli Müslümanlara verilen “Ensar” ünvanı ne anlama gelmektedir? a Yazıcılar b Yardımcılar c Dostlar d Hicret edenler 68 İlk müezzin aşağıdakilerden hangisidir? a Hz. Bilal b Hz. Zeyd c Hz. Abdullah bin Zeyd d Hz. Ali 69 Peygamberimize inanmayan ama inanmış gibi görünmeye çalışan kişiye ne ad verilir? a Müşrik b Münafık c Kâfir d Mü'min 70 Peygamberimizin Mekke'den Medine'ye göçene kadar ki Peygamberlik dönemi kaç yıldır? a 13 yıl b 15 yıl c 17 yıl d 18 yıl 71 Hicret edenler ve onlara yardım edenler aşağıdakilerden hangisinde birlikte verilmiştir? a Mekkeliler-Medineliler b Evs ve Hazreçliler c Müşrikler- Mü'minler d Ensar ve Muhacirler 72 Kıblenin Kâbe olarak tayin edildiğini bildiren vahiy gelmeden önce Müslümanlar nereye dönük olarak namaz kılıyorlardı? a Yemen'e b Şam'a c Medine'ye d Kudüs'e 73 İslam ordusunun ilk düzenli savaşı hangisidir? a Bedir b Uhud c Hendek d Hudeybiye Skor Tablosu Kutuyu aç açık uçlu bir şablondur. Bir lider panosu için skor oluşturmaz.
Amine Arapça آمنة بنت وهب ; tam adı Amine bint Vehb, İslam peygamberi Muhammed'in annesidir. Abdullah bin Abdülmuttalib'in karısı ve Vehb bin Abduluzza'nın Hz Muhammed annesinin adı nedir?2 Amine anne kimdir?3 Hz Muhammed’in annesi babası dedesi amcası süt annesi ve süt kardeşi kimdir?4 Peygamber efendimizin aile bireyleri kimlerdir?5 Hz Muhammed’in süt kardeş adı nedir?6 Şifa Hatun ne demek?7 Peygamberimiz 4 yaşına kadar kimin yanında kaldı?8 Hz Peygamberin soyu hangi çocuğu vasıtasıyla devam etmiştir?Hz Muhammed annesinin adı nedir?Aminah bint WahbMuhammad / MotherAmine anne kimdir?Barrah bint Abd al-UzzaAminah bint Wahb / MotherHz Muhammed’in annesi babası dedesi amcası süt annesi ve süt kardeşi kimdir?Muhammed‟in babasının adı Abdullah, annesinin adı Amine‟dir. Dedesinin adı Abdulmuttalip, Süt annesinin adı ise Halime‟dir. Peygamber Efendimiz „in süt kardeşleri Şeyma ve Abdullah‟ efendimizin aile bireyleri kimlerdir?Muhammed'in babasının ismi Abdullah, annesinin ismi ise Amine'dir. Amcalarının İsmi Zübeyr Ebû Tâhir, Ebû Tâlib, Abbâs, Dırâr, Hamza, Mukavvim, Hacl, Hâris, Ebû Leheb, Gaydak, Abdülkâbe, Kusem. Halalarının İsmi Ümmü Hakîm el-Beydâ, Âtike, Ümeyme, Ervâ, Berre, Safiyye. Dayılarının İsmi Abdyağûs, Muhammed’in süt kardeş adı nedir?Ebu Şeybe el-Hudri'nin, Hazreti Muhammed'in, süt annesi Halime'den süt kardeşi olduğu rivayet edilirken, türbe yeterli ilgiyi Hatun ne demek?rivayete göre ebesi veya doğumuna ilk şahid olan kişidir. Sifa, Hifa hatun da deniyor. Abdurrahman İbni Avf Annesi. Şifa Hatun, Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem efendimizin dünyaya teşrifleri sırasında hizmetiyle tanınan bir hanımefendi…Peygamberimiz 4 yaşına kadar kimin yanında kaldı?Doğduktan sonra 4 yaşına kadar süt annesi Halime'nin yanında, daha sonra 2 yılda annesi Amine'nin yanında kaldı. 6 yaşında iken annesi onu akrabalarıyla tanıştırmak ve babası Abdullah'ın kabrini ziyaret için Medine'ye Peygamberin soyu hangi çocuğu vasıtasıyla devam etmiştir?' Efendimiz soyu Fatıma ile devam etti. Allah Teala'nın bu takdiri, cahiliyyenin 'kız çocuklarını hakir görme' gibi çirkin adetini ayaklar altına almıştır.
Mısır ahâlisine gönderilen peygamber. Yakub aleyhisselamın oğludur. Annesinin ismi Râhil’dir. İsrailoğullarından Yakub aleyhisselamın neslinden gönderilen ilk yaştayken annesi vefat eden Yusuf aleyhisselamı ve küçük kardeşi Bünyâmin’i babaları olan Yakub aleyhisselam şefkâtle bakıp büyütüyordu. Çünkü onlar anne şefkatinden mahrum kalmışlardı. Annesinin vefatından sonra Yusuf aleyhisselam halasının yanında kaldı. Halasının vefatından sonra tekrar babasının yanına döndü. Yakub aleyhisselamın diğer hanımlarından olan Rabil, Şem’un, Lâvî, Yehûda, İsâhar, Zablun, Dân, Neftâli, Câd ve Âşir adlı oğulları Yusuf ve kardeşi Bünyamin’i babalarının daha çok sevmesini aleyhisselam yedi veya on iki yaşlarındayken on bir yıldız, ay ve güneşin kendisine secde ettiklerini rüyâsında gördü. Bu rüyâsını babasına anlattı. Oğlu Yusuf’un anlattıklarını dinleyen Yakub aleyhisselam on bir yıldızın diğer oğulları güneşin kendisi, ayın da hanımı olduğu şeklinde tâbir etti. İleride hazret-i Yusuf’un büyük nîmetlere kavuşacağını ve ona peygamberlik verileceğini anladı. Bu rüyâyı duydukları takdirde kardeşlerinin kendisini daha çok kıskanacaklarını ve şeytanın vesvesesiyle ona bir kötülük yapabileceklerini düşünerek, rüyâsını kardeşlerine anlatmamasını hazret-i Yusuf’a aleyhisselamın oğlu hazret-i Yusuf’u kendilerinden daha çok sevmesi sebebiyle kıskançlıkları iyice artan diğer oğulları toplanıp aralarında konuştular. Yusuf’u babalarından uzaklaştırmaya karar verdiler. Bunun için de iki yol düşündüler. “Ya öldürürüz veya onu babamıza ulaşamayacağı bir yere bırakırız. Böylece babamızın sevgisini kendimize çekeriz.” biri Rabil veya Yehûda; “Eğer benim sözümü tutarsanız, Yusuf’u öldürmeyin. Onu büyük bir kuyunun dibine bırakın ki, oraya uğrayan yolculardan biri çıkarıp başka bir yere götürür. Böylece Yusuf babamızdan uzaklaştırılmış olur.” dedi. Diğerleri de bu görüşü benimseyip hazret-i Yusuf’u kuyuya atmaya karar gün hep birlikte Yakub aleyhisselama giden oğulları koyunlarını otlatmak için kıra gideceklerini, kardeşleri Yusuf’u da çok sevdikleri için, yanlarında götürmek istediklerini söylediler. Kardeşlerinin Yusuf’a bir şey yapacaklarından çekinen Yakub aleyhisselam “Onu götürmeniz beni mahzûn eder. Siz ondan habersizken onu kurt yemesinden korkarım.” babalarına karşı yemin ederek; “Biz kuvvetli bir toplulukken, onu kurt yerse âciz ve güçsüz kimseler olmuş oluruz.” diyerek hîle ile hazret-i Yusuf’u babalarından aldılar. Yakub aleyhisselam oğullarının ısrârı ve hazret-i Yusuf’un da onlarla gitmek istemesi karşısında takdire râzı oldu. Kardeşleri babalarından uzaklaşınca Yusuf’a eziyet etmeye başladılar. Bir müddet sonra atmayı kararlaştırdıkları kuyunun başına vardılar. Kardeşleri Yusuf aleyhisselamın elbiselerini soydular. İpe bağlayıp kuyuya sarkıttılar. Kuyunun yarısına kadar varınca da ipi kestiler. Yusuf aleyhisselam suyun içine düştüğü sırada şu duayı okudu “Ey gâib olmayan Şâhit! Ey uzak olmayan Karîb! Ey Mağlup olmayan Gâlib! Beni bu musîbetten kurtar. Bunun için bana bir çıkış yolu nasip et!”Yusuf aleyhisselam kuyuda dua edip Allahü teâlâyı zikretmeye başladı. Yusuf aleyhisselamın zikrini duyan melekler onun etrâfına toplanıp, teselli ettiler. Cebrâil aleyhisselam da gelip ona arkadaşlık aleyhisselamın kardeşleri de, onun sırtından çıkardıkları gömleği kestikleri bir hayvanın kanına buladılar ve babaları Yakub aleyhisselama götürdüler. “Ey bizim babamız, hakîkaten biz gittik. Yarış edecektik. Yusuf’u da eşyâlarımızın yanında bırakmıştık. Onu kurt yemiş.” dediler. Kesmiş oldukları hayvanın kanına buladıkları gömleği getirdiler. Yakub aleyhisselam onların yalan söylediklerini anlayarak; “Hayır nefisleriniz sizi aldatıp böyle bir işe sürüklemiş. Artık bana düşen sabr-ı cemildir. Sizin bu yaptıklarınız üzerine sabrımla Allahü teâlâdan yardım isterim.” dedi. Yusuf aleyhisselamın kana bulanmış gömleğini yüzüne gözüne sürdü. Gömleğin hiç yırtılmamış olduğunu görüp; “O kurdun Yusuf’uma karşı şefkati sizden fazlaymış. Vallâhi bugüne kadar bu kurt gibi yumuşak huylusunu görmedim. Oğlumu yemiş de, sırtındaki gömleğini bile yırtmamış.” dedi ve takdire râzı olup sabr-ı cemilin kendisi için en güzel yol olduğunu aleyhisselam kuyuya atıldıktan bir müddet sonra Medyen’den gelip Mısır’a gitmekte olan bir kervan kuyunun yanında konakladı. Su almak için vazîfeli olan bir kişi kovasını kuyuya saldığı zaman Yusuf aleyhisselam kovaya sarıldı. Kova yukarı çekilince Yusuf aleyhisselam da kovayla berâber dışarıya çıktı. Kovayı çeken kişi güzel yüzlü bir çocuğun da kovanın ipine tutunup çıktığını görünce şaşırdı. Onu yanına alıp, kâfiledekilere götürdü. Böylece Yusuf aleyhisselam kuyudan çıkıp kurtuldu. Bu sırada hazret-i Yusuf’u kuyuya atan kardeşlerinden biri ona yiyecek vermek üzere attıkları kuyunun yanına gelmişti. Onun kervancılar tarafından kuyudan çıkarılmış olduğunu görünce diğer kardeşlerine haber verdi. Kervancıların yanına gelen kardeşleri; “Bu bizim kölemizdi, kaçtı. İsterseniz onu satın alıp başka bir memlekete götürün.” dediler. Yusuf aleyhisselamı da; “Bizi yalancı çıkarma, seni öldürürüz.” diye korkuttular. Kervancılar paralarını mala yatırdıklarını, yanlarında bulunan birkaç dirhemi verebileceklerini söylediler. Asıl maksatları Yusuf aleyhisselamı satmak olmayıp, babalarından uzaklaştırmak olan kardeşleri, kervancıların verdiği birkaç dirheme râzı olup onu hazret-i Yusuf’u Mısır’a götürüp pazara çıkardılar. Birçok kimse onu satın almak isteyince fiyatı yükseldi. O sırada Mısır Azîzi, yâni Mâliye Nâzırı Bakanı olan Kıtfîr veya İzfîr Yusuf aleyhisselamı kervancılardan çok yüksek bir fiyata satın aldı. Eve varınca da hanımına, ona iyi muâmele etmesini ileride kendilerine faydalı olabileceğini söyledi. Yusuf aleyhisselamı satın alan Mısır Azîzi’nin hanımı Zelihâ veya Züleyha idi ve çocukları olmamıştı. Bu yüzden Azîz, Yusuf aleyhisselamı evlâd edinmeyi düşündü. Yusuf aleyhisselam Azîz’in evinde gâyet rahattı. Azîz’in hanımı genç ve güzel bir kadındı. Azîz ise, ınnîn, yâni iktidarsız aleyhisselam ise, akıllara durgunluk verecek derecede güzeldi. Yüzünde parlayan nübüvvet peygamberlik nûru herkesi hayran bırakırdı. Bu hal Züleyhâ’nın ona âşık olmasına sebep oldu. Yusuf aleyhisselama karşı süslenip onu kendine çekmek için çalıştı. Fakat Yusuf aleyhisselam Allahü teâlânın yardımıyla ona hiç îtibâr etmedi. Züleyhâ sonunda kapıları kapadı ve ondan murâd almak istedi. Yusuf aleyhisselam “Efendim Kıtfîr iyi bakman için beni sana bıraktı. Bunun karşılığında onun haremine hıyânet etmekten Allah’a sığınırım.” aleyhisselamın kendisine îtibâr etmediğini gören Züleyhâ ona iftirâ etti. Züleyhâ’nın Yusuf aleyhisselama yaptıkları bir müddet sonra Mısır ahâlisi tarafından duyuldu. Haber sarayda vazîfeli kimselerin hanımları tarafından da duyulunca, kadınlar “Züleyhâ, Ken’anlı kölesi Yusuf’un nefsinden murâd almak istiyormuş. O gencin sevgisi onun yüreğine işlemiş, onu deli etmiş. Azîzin hanımı olduğu halde, Züleyhâ’nın bir köleye gönül vermesini açık bir hatâ olarak görüyoruz.” Mısırlı kadınların kendisi hakkındaki sözlerini işitti. O kadınların da Yusuf aleyhisselamı görmesi için bir ziyâfet tertip etti. Kendisini ayıplayan kadınlarla berâber şehir eşrâfından kırk kadar hanımı dâvet etti. Onlar için bıçakla kesilerek yenecek yiyecekler de hazırlattı. Misâfirler gelip kendileri için hazırlanan yemekleri yemeye başladılar. Züleyhâ, başka bir odada bulunan Yusuf aleyhisselamın kadınlara görünmesini aleyhisselam Züleyhâ’dan çekindiği için, emrine karşı gelmeyip kadınlara göründü. Kadınlar Yusuf aleyhisselamı görünce cemâlinin heybetinden yüzünün güzelliğinden kendilerini unuttular. Meyve yerine hiç acı duymadan ellerini kestiler. Onun güzelliğini ve cemâlinin heybetini hiçbir insanda görmemişlerdi. Böylece, onun melek olmadığını bildikleri halde; “Bu bir melektir.” demekten kendilerini alamadılar. Onların bu hâlini seyreden Züleyhâ; “İşte gördünüz mü? Siz benden daha çok kınanmaya, ayıplanmaya lâyıksınız. Çünkü onu bir defâ görmekle kendinizi kaybedip ellerinizi kestiğinizin bile farkında olmadınız. Ben ise, uzun zamandır onunla birlikteyim. Fakat hiçbir vakit sizin bu hâlinize düşüp, hayranlığımdan dolayı kendimden geçmedim. Şimdi gördüğünüzü önceden görseydiniz, beni kınamazdınız.” da onlara; “Duyduğunuz gibi ben ondan bu iş için talepte bulundum. O ise, bu husustaki teklifimi kabul etmedi. Eğer ona emrettiğim şeyi yapmazsa muhakkak zindanlarda sürünür.” dedi. Misâfir gelen kadınlar Yusuf aleyhisselamın etrâfına toplanıp; “Azîzin hanımının emrine karşı gelmen sana bir fayda getirmez.” diye Züleyhâ’nın arzusuna uymaya teşvik ettiler. Yusuf aleyhisselam kadınların fuhşu güzel gösteren hîleleri ve sözleri karşısında Allahü teâlâya sığınıp dua etti. Başına gelen bu musîbetten korunmasını niyâz etti “Ey Rabbim! Zindan bana bu Mısırlı kadınların beni dâvet ettikleri şeyden daha sevimlidir. Eğer sen onların hîlelerini benden çevirmezsen beni ismet üzere sâbit kılmak sûretiyle korumazsan, ben ihtiyârî olmayan tabiî bir meyl ile onlara meyleder, böylece sefihler zümresine dâhil olurum. Bunun üzerine Rabbi onun duasını kabul etti. Kadınların hîlelerini, şerlerini ondan çevirdi. Çünkü O Allahü teâlâ, kendine tazarrû ve ilticâ edenlerin dualarını işitici ve hallerini bilicidir.” Yusuf sûresi 33Züleyhâ’nın kocası Azîz, Yusuf aleyhisselamın yapılan soruşturma netîcesinde suçsuzluğunu anlamış olduğu için herhangi bir cezâ vermeye lüzum görmemişti. Fakat yayılan dedikoduları kesmek için ve Züleyhâ’nın baskılarına boyun eğerek Yusuf aleyhisselamın hapsedilmesine karar verdi. Böylece hazret-i Yusuf zindana atıldı. Uzun zaman zindanda kaldı. Zindanda ne kadar kaldığı kesin olarak aleyhisselamla birlikte Mısır Firavununun ekmekçisi ve şerbetçisi de hapishânedeydiler. Yusuf aleyhisselam zindandayken hastaları ziyâret eder, geceleri dâimâ namaz kılar, Rabbini zikrederdi. Kendisine Allahü teâlâ rüya tâbiri ilmini öğretti. Yusuf aleyhisselam Firavun’un ekmekçisi ve şerbetçisinin görmüş oldukları rüyâyı tâbir etti. Biri rüyâsında üzüm sıktığını, diğeri de başının üzerinde ekmek taşıdığını ve bu ekmekten kuşların yediğini görmüştü. Yusuf aleyhisselam rüyâsında üzüm sıkanın serbest bırakılacağını, ekmek taşıyanın ise îdâm edileceğini söyledi. O kimselerin rüyâları, yorumladığı gibi çıktı. Şerbetçi serbest bırakılıp eski vazîfesine döndü, ekmekçi de asıldı ve başının etini kuşlar aleyhisselam zindandayken Mısır hükümdarı bir rüyâ görmüştü. Dehşetle uykusundan uyanıp; “Ben rüyâmda yedi semiz ineğin yedi zayıf ineği yediğini ve yedi yeşil başak, yedi de kurumuş başak gördüm. Ey ileri gelenler, eğer rüyâ tâbiri biliyorsanız, bu rüyâmı yorumlayın.” dedi. Onlar “Biz böyle rüyâların yorumunu bilmeyiz.” dediler. Bu sırada daha önce Yusuf aleyhisselam ile zindanda kalan şerbetçi kendi rüyâsını tâbir ettirdiğini hatırlayarak; “Ben bu rüyânın yorumunu yaptıracağım. Beni Yusuf’un aleyhisselam bulunduğu zindana götürüp onunla görüştürün” dedi. Şerbetçiyi Yusuf aleyhisselamın yanına götürdüler. O da Mısır hükümdârının rüyâsını anlatıp yorumunu teâlâ Yusuf aleyhisselama zindandayken peygamberlik emrini bildirdi. Yusuf aleyhisselam Mısır hükümdârının rüyâsını tâbir etmeden önce Allahü teâlânın peygamberi olduğunu söyleyip, mucize gösterdi. Gelecek yemekler daha gelmeden önce cinsini ve tadını haber verdi. Peygamber âilesinden geldiğini, baba ve dedelerinin peygamber olduğunu bildirdi. Zindandayken insanları tevhid inancına dâvet etmeye başladı. Zindandakilere; “Ey zindan arkadaşlarım! Çok sayıdaki putlarınız mı hayırlı, yoksa zâtında ve sıfatlarında tek ve her şeye gâlib olan Allahü teâlâ mı?” dedi. Arkadaşlarına tevhid inancını, inanmanın gerekli olduğunu ve hak dînin emir ve yasaklarını aleyhisselam hükümdarın rüyâsını yorumlayıp; “Yedi sene bolluk, sonra yedi sene kıtlık olacak. Bollukta saklayın, kıtlıkta bunları yersiniz.” buyurdu. Hükümdar, tâbiri duyunca Yusuf aleyhisselamı istedi. Yusuf aleyhisselam Mısır hükümdârının elçisine; “Efendine dön de ellerini kesen o kadınların zoru hâli neydi? Kendisine sor. Benim Rabbim onların hîlelerinin ne olduğunu ne söylediklerini, ne yaptıklarını elbette bilir.” dedi. Elçi, hükümdarın yanına dönüp Yusuf aleyhisselamın isteğini arz etti. Meseleyi araştıran hükümdar, o kadınları yanına getirtip; “Yusuf’un nefsinden Murâd almak istediğiniz vakit ne halde idiniz? Onu Züleyhâ’nın emrine itâat etmeye teşvik ederken size karşı bir meylini hissettiniz mi? Kendisinde bir kötülük, şüphe götürür bir hareket gördünüz mü?” dedi. Kadınlar “Hâşâ! Biz onun hiçbir kötü hâline, hiçbir günahına muttalî omadık.” dediler. O mecliste bulunan Azîzin hanımı Züleyhâ da; “Şimdi hak doğru ortaya çıktı. Ben onun nefsinden murâd almak istemiştim. O ise şüphesiz doğru söyleyenlerdendir.” dedi. Böylece Yusuf aleyhisselamın suçsuzluğu ve senelerdir zindanda suçsuz olarak kalmış olduğu ortaya hükümdârı Yusuf aleyhisselama tekrar elçi gönderip; “Onu bana getirin, kendisini has müsteşâr edinip işlerimi ona bırakayım.” dedi. Hükümdârın dâvetini kabul eden Yusuf aleyhisselam zindandan çıktı. Zindanın kapısına da; “Burası belâ, musîbet ve hüzün evi, dirilerin kabri, düşmanların sevinç, dostların tecrübe yeridir.” diye aleyhisselam hükümdârın sarayına varınca, hükümdâr ona çok iltifatta bulundu. Hükümdar görmüş olduğu rüyâ ile ilgili ne gibi tedbirler alınması gerektiğini sordu. Yusuf aleyhisselam; “Bolluk senelerinde çok ekip, ekinleri sapları ile berâber, başaklarıyla ambarlara koymalısın. Bu şekilde ekinler bozulmadan kalır, hem de saplar hayvanlarınız için yem olur. Halka da, ekinlerinden ihtiyaçları kadarını yemelerini, geriye kalanını saklayıp korumalarını emretmelisin. Bu yiyecekler kıtlık senelerinde sizin ve çevredeki insanların ihtiyaçlarını karşılayacaktır.” dedi. Yusuf aleyhisselamın tavsiyeleri çok hoşuna giden hükümdâr; “Bu işleri yapmakta bana kim yardım eder?” dedi. Yusuf aleyhisselam ona; “Arzın Mısır’ın hazînelerinin idâre işini bana bırak. Ben onu korumaya muktedirim. Tasarruf yollarını bilirim, bu işi ben yaparım.” aleyhisselamın teklifinden bir sene sonra Mısır Azîzi Mâliye Nâzırı öldü. Hükümdar hazret-i Yusuf’u onun yerine Mâliye Nâzırı yaptı. Mücevherlerle süslü taht ve tâclarla birlikte hazînelerin anahtarlarını ona teslim etti. Hükümdar bütün yetkilerini de ona verdi. Memleketin her tarafında Yusuf aleyhisselamın emri geçer oldu. Yusuf aleyhisselam, Azîzin ölümünden sonra sarayı terk edip perişân hâle gelen ve Allahü teâlâya îmân etmiş olan Züleyhâ’yı Allahü teâlânın emriyle kendine nikâhlayıp onunla evlendi. Yusuf aleyhisselam Züleyhâ’ya “Bu senin istemiş olduğundan hayırlı değil mi?” dedi. Züleyhâ da ona “Ey Sıddîk! Beni kınama. Bildiğin gibi ben, mal, mülk, güzellik gibi dünyâ nîmetlerine sâhip bir kadındım. Ancak kocam kadınlara yaklaşmaktan mahrumdu. Sen de benim gördüğüm en güzel kimseydin.” diye cevap verdi. Yusuf aleyhisselamın Züleyhâ’dan iki oğlu ile Rahmet adında bir kızı aleyhisselam yetkileri eline alınca kıtlık senelerinin geleceğini düşünerek gerekli tedbirleri aldı. Gerekli gıdâ stoklarını yaptırdı. Bu stoklar için büyük depolar yaptırıp topladığı yiyecekleri buralarda depoladı. İnsanlara da çok iyilik ve ihsânlarda bulundu. Yedi sene olan bolluk seneleri geçip, peşinden bütün şiddetiyle kıtlık başgösterdi. Kıtlığın ilk senesinde insanlar hazırladıkları yiyecekleri bitirdiler. Yusuf aleyhisselamdan para ile yiyecek satın almaya başladılar. Yusuf aleyhisselam kim olursa olsun, kimseyi kayırmadan yiyecek almaya gelene bir deve yükünden fazla yiyecek vermezdi. Bu hususta adâletten aslâ ayrılmazdı. Mısır hükümdârı ve pekçok kimse onun adâleti ve güzel huyları sebebiyle Allahü teâlâya ve çevre ülkelerden olan insanlar akın akın gelip Yusuf aleyhisselamdan yiyecek alıyorlardı. Babası Yakub aleyhisselamın ve kardeşlerinin yaşadığı Ken’an diyârında da kıtlık baş gösterdiğinden Yakub aleyhisselam, Yusuf aleyhisselamın anne-baba bir kardeşi olan Bünyamin hâricindeki on oğlunu Mısır’a erzak almak üzere gönderdi. Yakub aleyhisselamın oğulları Mısır’a varınca hazret-i Yusuf onları tanıdı. Onlar ise, hazret-i Yusuf’u tanıyamadılar. Fakat, hazret-i Yusuf onların kim olduklarını, nereden geldiklerini sordu. Onlar dediler ki “Biz Ken’an vilâyetindeniz. İhtiyar bir babanın on evlâdıyız. Babamızın ismi Yakub’dur. Beldemizde kıtlık var. Babamız bizi buraya erzak almaya gönderdi.” dediler. Yusuf aleyhisselam; “Şimdi babanız nerede ve kiminle berâberdir?” deyince, onlar da; “Ken’an ilinde bizim en küçük kardeşimizle berâber kaldı. Babamızın küçük kardeşimizle aynı anadan olan çok sevdiği bir oğlu daha vardı. Kırda telef oldu. Onun derdinden Bünyamin adındaki küçük oğlunu yanından hiç ayırmaz. Oğlu Yusuf’a üzüntüsünden dolayı gözleri görmez oldu.” aleyhisselam her bir kardeşi için birer deve yükü erzak hazırlattı. Onlardan almış olduğu paralarını da gizlice tekrar yüklerinin içine bıraktırdı. Gelecek sefere diğer kardeşlerini de getirmelerini istedi. Getirmedikleri takdirde erzak vermeyeceğini bildirdi. Yakub aleyhisselamın oğulları Mısır’a varınca babalarına, Mısır Mâliye Nâzırı tarafından büyük ihsân ve iltifat gördüklerini anlattılar. Mısır Mâliye Nâzırının bir daha Mısır’a gittiklerinde kardeşleri Bünyamin’i de getirmelerini istediğini, aksi hâlde erzak vermeyeceğini söylediğini bildirdiler. Yakub aleyhisselam Bünyamin’i göndermek istemedi. Yüklerini açtıkları zaman da paralarının ihsân olarak yüklerinin içine konulduğunu gördüler. Bunun üzerine babalarına; “Ey babamız! Daha ne istiyoruz, işte sermâyemiz de bize iâde edilmiş. Biz onunla tekrar âilemize zahîre getiririz. Kardeşimizi de koruruz. Kardeşimizi götürmekle bir deve yükü zahîre de fazla alırız. Bu seferki aldığımız zahîre az bir ölçektir, bizi idâre etmez.” dediler. Bünyamin’i getireceklerine dâir söz aldıktan sonra onlarla birlikte tekrar Mısır’a gönderdi. Onlara da; “Daha önce Yusuf’a olanı biliyorsunuz. Fakat Allahü teâlâ en iyi koruyucudur. Merhametlilerin en merhametlisidir.” aleyhisselamın oğulları ikinci defâ Mısır’a gittiler. Bünyamin’i Yusuf aleyhisselamın yanına getirdiler. Yusuf aleyhisselam kardeşlerine ikram ve ihsânlarda bulundu. Diğer kardeşlerinden ayrı olduğu sırada kardeşi Bünyamin’e kendisini tanıttı. Bir tedbirle onu göndermeyeceğini bildirdi. Her bir kardeşi için bir deve yükü erzak hazırlattı. Kardeşi Bünyamin’in yükünün içine Mısır hükümdârının altından yapılmış su tasını koydurdu. Yakub aleyhisselamın oğullarının yükleri hazırlanıp yola çıkacakları sırada saraydan bir vazîfeli gelerek; “Ey kâfile ehli! Durun! Muhakkak siz hırsızlarsınız.” dedi. Yusuf aleyhisselamın kardeşleri geri dönerek; “Ne kayboldu. Aradığınız nedir?” diye sordular. Vazîfeli; “Hükümdârın tası kayboldu. Onu getirene bir deve yükü zahîre var. Ben de buna kefilim.” dedi. Yusuf aleyhisselamın kardeşleri; “Vallahi muhakkak siz de bilirsiniz ki, biz buraya fesâd çıkarmak için gelmedik. Biz hırsız da değiliz.” dediler. Vazîfeli ve yanındakiler; “Eğer sözünüzde yalancı çıkarsanız sizin dîninizde hırsızlığın cezâsı nedir?” dediler. Yakub aleyhisselamın oğulları; “Su kabını çalanın cezâsı kimin yükünde bulunursa, çalan kimse, mal sâhibinin kölesi olur. Biz hırsızlık yapanları böyle cezâlandırırız.” dediler. Saray vazîfelileri Yakub aleyhisselamın oğullarının yüklerini aradılar. Su tası en son aradıkları Bünyamin’in yükünde çıktı. Bunun üzerine Yakub aleyhisselamın bildirdiği dînin hükümlerine göre Bünyamin Mısır’da alıkonuldu. Yakub aleyhisselamın oğulları “Ey Azîz! Hakikat, onun Bünyamin’in ihtiyar ve çok muhterem bir babası var. Kaybolan kardeşimizin acısını onunla unutur. Onu bizden çok sever. Onun yerine birimizi alıp onu serbest bırak. Biz muhakkak seni ihsân edenlerden görüyoruz. Bu ihsânını tamamla.” aleyhisselam “Eşyâmızı yanında bulduğumuz kimseden başkasını alıkoymaktan Allahü teâlâya sığınırız. Çünkü bu takdirde dîninize uygun olarak verdiğiniz fetvâya göre biz de elbette zâlimlerden oluruz.” aleyhisselamın büyük oğlu ve Şem’un da, babam bana izin verinceye kadar gelmem, deyip Mısır’da kaldı. Yakub aleyhisselamın diğer oğulları Mısır’dan ayrılıp utanarak ve sıkılarak babalarına geldiler; “Ey babamız! Muhakkakki oğlun Bünyâmin hırsızlık yaptı. Biz ancak gördüğümüze şâhitlik ederiz. Su kabının Bünyamin’in yükünden çıktığını gördük. Biz gaybı, yâni onun gerçekten çaldı mı, yoksa onun haberi olmadan eşyâsı arasına mı kondu? bilmeyiz. Eğer bize inanmazsan içinde bulunduğumuz kendisinden döndüğümüz şehre Mısır halkına da aralarında geldiğimiz kervana da sor. Biz hakîkaten doğru söyleyicileriz.” dediler. Yakub aleyhisselam bu habere çok üzülüp, anlatılanlara inanmadı. Fakat; “Artık bana düşen sabr-ı cemildir. Umulur ki, Allahü teâlâ oğullarımı bana getire. Şüphesiz Allahü teâlâ Alîmdir, Hakîmdir.” dedi. Allahü teâlânın kendisini bu sıkıntıdan yakında kurtaracağına inanan Yakub aleyhisselam son derece üzüntülü ve kederli olmasına rağmen, hâlini Allahü teâlâdan başkasına arz etmedi. Başına gelen musîbetlere rağmen, dâimâ sabırlı oldu. Bir gün oğullarına kavuşacağını ümit eden Yakub aleyhisselam; “Ey oğullarım! Mısır’a gidin, Yusuf ile kardeşlerinden haber sorun. Allahü teâlânın fadl ve ihsânından ümit kesmeyin. Çünkü hakîkat, kâfirler gürûhundan başkası Allahü teâlânın fadl ve rahmetinden ümit kesmez.” aleyhisselamın oğulları babalarının tavsiyesi üzerine üçüncü defâ Mısır’a geldiler. Yusuf aleyhisselamın huzûruna varıp; “Ey Azîz! Bize ve âilemize darlık, kıtlık, fakirlik ve açlık isâbet etti. Çok az ve ehemmiyetsiz bir sermâye ile geldik. Bize daha önce tam bedelle verdiğin gibi tam ölçek ver. Sermâyemizden eksik olan bu miktara karşılık olan zahîreyi vermekle veya kardeşimizi iâde etmek sûretiyle hakkımızda ayrıca tasaddukta bulun. Zîrâ Allahü teâlâ sadaka verenleri mükâfatlandırır. Yusuf aleyhisselam onlara “Siz sonunun nereye varacağını bilmeden Yusuf’a ve kardeşine yaptığınız işin kötülüğünü anlayıp ondan tövbe ettiniz mi?” sözler üzerine onlar bu kimsenin, kardeşleri Yusuf olabileceğini düşündüler. Ona Yusuf olup olmadığını sordular. Onların yalvarışlarını, çâresiz kaldıklarını görünce, kalbi inceldi. Merhametinden dolayı, kendisinin kardeşleri Yusuf olduğunu açıkladı. Kardeşleri; “Yoksa sen gerçekten Yusuf musun?” dediler. Yusuf aleyhisselam; “Evet, ben Yusuf’um ve bu kardeşim Bünyamin’dir. Allahü teâlâ birbirimize kavuşturmakla bize ihsânda bulundu.” dedi. Kardeşleri Yusuf aleyhisselamın üstünlüğünü ve ona yaptıklarından dolayı günahkâr olduklarını kabul ettiler. Yusuf aleyhisselam onlara; “Bugün size bir kınama ve ayıplama yoktur.” çok izzet ve ikrâmda bulundu. Babası Yakub aleyhisselamın hâlini, kendisinin yokluğundan sonra ne durumda olduğunu sordu. Onlar da; “Senin için çok üzüldü, ağladı. Bu sebeple gözleri görmez oldu.” dediler. Bunun üzerine Yusuf aleyhisselam gömleğini çıkarıp onlara verdi ve; “Şu gömleğimi babama götürün ve yüzüne sürsün. O benim kokumu koklasın ve gömleğimi gözlerine sürsün. O artık rahatlıkla görmeye başlar. Sonra bütün âilenizi bana getirin.” dedi. Yusuf aleyhisselam kardeşlerinin yol hazırlıklarını yaptırdı. Babası Yakub aleyhisselama verilmek üzere bütün hânedânı ve akrabâsı ile birlikte Mısır’a gelmelerini isteyen bir mektup da aleyhisselam, oğulları Mısır’dan yola çıktıktan sonra oğlu hazret-i Yusuf’un kokusunu aldığını söyledi. Fakat yanındakiler, Yusuf aleyhisselama duyduğu aşırı muhabbetten dolayı böyle bir koku duyduğunu zannedebileceğini söylediler. Nihâyet Yakub aleyhisselamın oğulları Ken’an diyârına yaklaşınca, onlardan biri müjdeci olarak gelip Yusuf aleyhisselamın gömleğini babasına verdi. Yakub aleyhisselam gömleği alıp yüzüne, gözüne sürdü. Gözleri açılıverdi. Yakub aleyhisselam, bütün oğulları ve akrabâsıyla birlikte Ken’an diyârından Mısır’a gitmek üzere yola çıktı. Yusuf aleyhisselam Mısır hükümdârı ve halkıyla birlikte Yakub aleyhisselamı ve berâberindekileri karşıladı. Babasını sarayına götürdü. Babasını ve üvey annesini tahtının üstüne çıkarıp oturttu. Hepsi babası, üvey annesi ve kardeşleri ona kavuştukları için secde şükür secdesi aleyhisselam babasına; “Ey babam! İşte bu evvelce gördüğüm rüyânın tevili yorumudir. Hakîkaten Rabbim o rüyâyı tahakkuk ettirdi. Beni zindandan çıkarıp mülk ihsân etti. Şeytan benimle kardeşlerimin arasını hased ile açtıktan sonra, Allahü teâlâ sizi çölden Ken’an diyârından getirdi. Muhakkak ki, Rabbim dilediği şeyleri hakkıyla bilen herşeyi hikmetinin icâb ettirdiği vakit ve şekilde yapan odur.” dedi. Kardeşlerini affettiğini aleyhisselam Yusuf aleyhisselamla birlikte on seneden fazla yaşadıktan sonra vefat etti. Vasiyeti üzerine Kudüs yakınlarındaki Halîlürrahmân denilen yere defnedildi. Yusuf aleyhisselam babasının vefatından sonra bir müddet daha yaşadıktan sonra vefat etti. Mısır’da herkes Yusuf aleyhisselamı kendi mahallesine defnetmek istiyordu. İş kavgaya kadar vardı. Sonunda mermer bir Sandukaya koyup Nil Nehri kıyısına veya Nil Nehrinin ortasına defnetmekte anlaştılar. Bir rivâyete göre ondan dört yüz sene sonra, gelen Musa aleyhisselam kabrini bulup, mübârek cesedini oradan alarak Yakub aleyhisselamın da medfûn bulunduğu Halîlürrahmân’da aleyhisselamın güzelliği fevkalâdeydi. Âdem aleyhisselama çok benzerdi. Mısır sokaklarında gezerken yüzünün pırıltısı güneş ışıklarının yansıması gibi duvarlara aksederdi. Bir kimse onun yüzüne bakmak isterse hemen gözlerini çevirmek zorunda kalırdı. Bütün bunlara rağmen Yusuf aleyhisselama güzelliklerden sâdece bir parça verilmişti. Muhammed aleyhisselama ise tamâmı kirâm Peygamber efendimize, siz mi güzeldiniz, Yusuf âleyhisselâm mı güzeldi? diye sorunca Peygamber efendimiz sallallahü aleyhi ve sellem; “Kardeşim Yusuf benden sabih güzel, ben ondan melihim sevimliyim. O’nun görünen güzelliği benim görünen güzelliğimden çoktur.” buyurdu. Peygamberimizin sallallahü aleyhi ve sellem görünmeyen güzelliği gösterilseydi, kimse bakmaya tâkat kirâmın gençleri, hazret-i Âişe vâlidemizden Peygamberimizin sallallahü aleyhi ve sellem güzelliğini sorduklarında hazret-i Âişe şu şiiri söylemiştirVe lev semia ehlü Mısre evsâfe haddihî,Lemâ bezelû fî sevmi Yûsüfe min Zelihâ lev reeyne cebînehû,Le âserne bilkat’il kulûbi alel onun yanaklarının güzelliğini işitmiş olsalardı, Yusuf aleyhisselamın pazarlığında hiç para vermezlerdi. Yâni, bütün mallarını, onun yanaklarını görebilmek için saklarlardı. Zelihâ’yı kötüleyen kadınlar, onun parlak alnını görselerdi, ellerinin yerine kalplerini keserlerdi de acısını duymazlardı.Yusuf aleyhisselam güzel ahlâk sâhibi olup, Mısır Azîzinin hakkını gözeterek Züleyhâ’nın tekliflerini reddetti ve iyilik gördüğü kimseye ihânet etmedi. Hiçbir menfâat ve zarar onun doğruyu söylemesine mâni olamadı. Allahü teâlâ onu Kur’ân-ı kerîmde “Sıddîk= Çok doğru sözlü” olarak medh etti. Kendisine hıyânet ve zulmedenleri affediciydi. İnsanların rüyâlarını doğru olarak tâbir ederdi. İnsanlara hizmet eder ve onların ihtiyaçlarını tedârik ederdi. Yusuf aleyhisselam iffet sâhibi, olup iffetini korumakta gayretliydi. Mısır kadınları ile arasında geçen hâdise aleyhisselamın üç çeşit mucizesi vardı1. Hazret-i Yusuf’un konuşması pek şirin, çok tatlı olduğu için, herkesin kalbi ona meylederdi. Onun tatlı sözleri karşısında îmân eden Hazret-i Yusuf’un yüzü güneş gibi nûrluydu. Hattâ bir kimse yüzüne bakmak istese, hemen gözlerini çevirmeye mecbur olurdu. Bu nûrun tesiriyle, yâni başkasına sirâyetiyle huzûruna getirilen âmânın hemen gözleri görmeye Yusuf aleyhisselamın duası bereketiyle ağaçların yapraklarından güzel kumaş olmuştu. Huzûruna bir büyük kişi gelmiş, şu gördüğümüz ağaçların yaprakları birbiriyle birleşip güzel kumaş olsun, diye mucize teklifinde bulunmuştu. Hazret-i Yusuf öyle dua edince, kıymet biçilmez bir kumaş aleyhisselamın hayâtı, başından geçenler ve hikmetleri Kur’ân-ı kerîmde Ahsen-ül-Kasas kıssaların en güzeli diye medh edilen Yusuf sûresinde bildirilmiştir. Bu sûrede Yusuf aleyhisselamın başına gelenlerle, kavuştuğu ihsânlardan bahsedilir. Hasedin noksanlık ve Allahü teâlânın yardımından mahrum kalmaya, sabrın ise sıkıntı ve gamlardan kurtulmaya sebep olduğu; Yakub aleyhisselamın sabrettiği için maksâdına kavuştuğu; Yusuf aleyhisselamın sabrı ve doğruluğu anlatılmaktadır.
Görüntüleme PEYGAMBER EFENDİMİZ’İN HAYATI SİYER-İ NEBÎ İLE İLGİLİ BİLİNMESİ GEREKEN TEMEL BİLGİLER Siyer-i Nebi ne demektir? Peygamber efendimizin sallallahu aleyhi ve sellem doğumundan ölümüne kadar geçen hayatı içindeki yaşayışı, ahlâkı, âdet ve davranışlarını inceleyen ilimdir. Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem nerede, kaç tarihinde doğdu? Mekke’de, 571 yılında, Rebiulevvel ayının 12. gecesi pazartesi günüdoğdu. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem hangi kabiledendir? Kureyş Kabilesi’nin Hâşimoğulları kolundandır. Peygamberimiz’in sallallahu aleyhi ve sellem en çok kullanılan ismi hangisidir? Hazreti Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem’dir. Peygamberimiz’in en çok bilinen dört ismi hangileridir? Muhammed, Mustafa, Mahmud, Ahmed. Peygamberimiz’in sallallahu aleyhi ve sellem adı anıldığında ne yapılır? Salat ve selam getirilir. Salat ve selam ne demektir? Peygamber Efendimiz’e gönülden yapılan dua ve selâm demektir. Salât ve selâmın en kısa şekli nasıldır? Allâhümme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Peygamberimiz’in babasının ve annesinin adı nedir? Babasının ismi Abdullah, annesinin ise Âmine’dir. Peygamberimiz’in dedesinin adı nedir? Abdülmuttalip’tir. Peygamberimiz’e bakan ve O’nu seven amcasının adı nedir? Ebu Tâlip’tir. Peygamberimiz’in soyu hangi peygambere kadar uzanır? Hazreti İsmail’e aleyhisselam ondan da Hazreti İbrahim’e aleyhisselam kadar uzanır. Peygamberimiz’in sallallahu aleyhi ve sellem süt annesinin adı nedir? Halime’dir. Peygamberimiz’in sallallahu aleyhi ve sellem süt kardeşlerinin adları nelerdir? Abdullah ve Şeyma’dır. Peygamberimiz’in sallallahu aleyhi ve selem ebesinin adı nedir? Şifa Hatun’dur. Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve selem annesini ve babasını ne zaman kaybetti? Babasını doğumundan iki ay önce, annesini de altı yaşındayken kaybetti. Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem annesinin vefatından sonra kimin yanında ve ne kadar kaldı? Dedesi Abdülmuttalip’in yanında yaklaşık iki yıl kadar kaldı. Dedesinin ölümünden sonra Peygamberimiz’e sallallahu aleyhi ve sellem kim baktı? Amcası Ebû Talip baktı. Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem ilk evliliğini kaç yaşındayken kiminle evlendi? Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem ilk evliliğini 25 yaşındayken, Hazreti Hatice ile evlendi. Hazreti Hatice kimdir? 1. Peygamber Efendimiz’in sallallahu aleyhi ve sellem ilk eşidir. 2 Peygamber Efendimiz’in sallallahu aleyhi ve sellem ilk iman edendir. 3. Peygamber Efendimiz’e sallallahu aleyhi ve sellem maddî ve manevî anlamda en büyük desteği veren kişidir. 4. İbrahim hariç Peygamber Efendimiz’in sallallahu aleyhi ve sellem bütün çocuklarının annesidir. Peygamberimiz’in sallallahu aleyhi ve sellem kaç çocuğu vardır? Yedi çocuğu vardır. Peygamberimiz’in sallallahu aleyhi ve sellem kaç kızı vardır? Dört kızı vardır Zeynep, Rukiye, Ümmü Gülsüm, Fâtıma. Peygamberimiz in sallallahu aleyhi ve sellem kaç oğlu vardır? Üç oğlu vardır İbrahim, Kasım, Abdullah. Peygamberimiz’in hanımları bizim neyimiz olur? Annelerimiz olur. Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem peygamberlikten önce hangi isimle anılıyordu? “Muhammedü’lemîn” olarak anılıyordu Güvenilir Muhammed. Hazreti Ali radıyallahu anh Peygamberimizin nesi olur? Hazreti Ali, radıyallahu anh Peygamberimiz’in sallallahu aleyhi ve sellem hem amcası Ebu Tâlib’in oğludur hem de Peygamberimiz’in damadıdır. Hazreti Ali radıyallahu anh kimin eşidir? Hazreti Fâtıma’nın eşidir. Peygamberimiz’in sallallahu aleyhi ve sellem çok iyi tanınan kaç torunu vardır? İki torunu vardır. Peygamberimiz’in sallallahu aleyhi ve sellem çok iyi tanınan torunlarının adları nelerdir? Hasan ve Hüseyin’dir. Hasan ve Hüseyin kimlerin çocuklarıdır? Hazreti Ali ve Hazreti Fâtıma’nın çocuklarıdır. Peygamberimiz’e sallallahu aleyhi ve sellem ilk vahiy nerede geldi? Mekke’de, Nur Dağı’nda, Hira Mağarası’nda geldi. Peygamber Efendimiz’i sallallahu aleyhi ve sellem diğer peygamberlerden ayıran önemli özellikleri nelerdir? 1. Son peygamber olması, 2. Getirdiği kitabın ve hükümlerinin kıyamete kadar geçerli olması, 3. Belli bir bölgeye ve belli bir topluluğa değil, bütün insanlığa gönderilmesi, 4. Son dinin sahibi olması, 5. Yaratılmışların en faziletlisi ve Allah’ın sevgili kulu olması, 6. Âlemlere rahmet olarak gönderilmiş olması, 7. Bütün insanlar için en güzel örnek olması. Efendimiz, kendisine peygamberlik geldiğinde kaç yaşındaydı? 40 yaşındaydı. Gelen ilk vahyin konusu nedir? İlim öğrenmek ve okumaktır. Peygamber Efendimiz’in sallallahu aleyhi ve selem peygamberliğine ilk karşı çıkan kim olmuştur? Amcası Ebu Leheb Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem, İslam’ı kaç sene gizli olarak yaydı? 3 sene. Peygamber Efendimiz’e sallallahu aleyhi ve sellem en fazla düşmanlık yapanlar kimlerdir? 1. Ebu Leheb 2. Ebu Cehil 3. Velid bin Muğîre 4. Ümeyye bin Halef 5. Utbe bin Rebia 6. As bin Vâil Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem İslam’ı ilk defa nerede açıkça ilan etti? Mekke’deki Safa Tepesi’nde Peygamberimiz’e sallallahu aleyhi ve sellem ilk defa kim iman etti? Eşi Hazreti Hatice iman etti. İlk Müslümanlar kimlerdir? 1. Kadınlardan Hazreti Hatice. 2. Çocuklardan Hazreti Ali. 3. Yetişkinlerden Hazreti Ebu Bekir. 4. Kölelerden Hazreti Zeyd. Kırkıncı Müslüman kimdir? Hazreti Ömer radıyallahu anh’dır Peygamberimiz’in sallallahu aleyhi ve sellem en yakınları kimlerdir? Hazreti Ebu Bekir, Hazreti Ömer, Hazreti Osman ve Hazreti Ali’dir. İslam’a açıktan davet ne zaman başlamıştır? Hazreti Ömer’in Müslüman olmasından sonra başlamıştır. İslamiyetin İlk kadın şehidi kimdir? Hazreti Sümeyye’dir. Zulüm ve işkence artınca müminler ne yaptılar? Habeşistan’a hicret ettiler. Hicret ne demektir? Müşriklerin zulmünden dolayı Müslümanlar’ın Allah’ın emri ile başka yerlere göç etmelerine denir. Peygamber Efendimiz’in sallallahu aleyhi ve sellem ve Müslümanlar’ın Medine’ye hicret sebepleri nelerdir? 1. Müşriklerin zulüm ve işkencelerinin artması. 2. Mekke’de İslam’ı yaşama ve yayma imkânlarının kalmaması. 3. Medineli Müslümanlar’ın davetleri. Muhacir ne demektir? İnançları yüzünden zulme uğrayıp Mekke’den Medine’ye göç eden Müslümanlar’a denir. Ensar ne demektir? Muhacirleri misafir eden Medineli Müslümanlar’a denir. İlk hicret hangi ülkeye yapıldı? İlk hicret Habeşistan’a yapıldı. Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem kaç tarihinde, kiminle hicret etti? 622 yılında, Hazreti Ebu Bekir Efendimiz’le birlikte hicret etti. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem ve Hazreti Ebû Bekir radıyallahu anh hicret ederken hangi mağaraya sığınmışlardır? Sevr Mağarası’na. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem Medine’ye varınca kimin evinde kalmıştır? Ebû Eyyûb el-Ensarî’nin radıyallahu anh evinde misafir olarak kalmıştır. Peygamber Efendimiz’in katıldığı üç büyük savaşı hangileridir? Bedir, Uhud ve Hendek’tir. Peygamber Efendimiz’in sallallahu aleyhi ve sellem yaptığı savaşların asıl sebepleri nelerdir? 1. Allah’ın adını yüceltmek. 2. Düşman saldırılarını önlemek. 3. Müslümanlar’ın can ve mallarını korumak. Uhud Savaşı’nda Peygamber Efendimiz’insallallahu aleyhi ve sellem kılıcıyla savaşan sahabe kimdir? Ebu Dücâne’dir. Hendek Savaşı’nda hendek kazılması fikrini kim vermişti? Selman-ı Fârisî. Mekke kaç yılında fethedildi? 630 yılında Mekke’nin fethinde Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem müşriklere nasıl davrandı? “Gidiniz, hepiniz serbestsiniz!” diyerek onları affetti. Peygamberimiz insallallahu aleyhi ve sellem müezzini kimdir? Bilal-i Habeşî’dir Yalnızca Hazreti Peygamber’e sallallahu aleyhi ve sellem ait olan özellikler nelerdir? 1. Allah’ın en sevgili kulu, yaratılmışların en büyüğü ve en faziletlisidir. 2. Son peygamberdir. 3. Âlemlere rahmet olarak gönderilmiştir. 4. Bütün mahlûkatın peygamberidir. 5. Peygamberliği ve tebliğ ettiği İslam dini kıyamete kadar devam edecektir. Peygamberimiz’insallallahu aleyhi ve sellem en önemli mucizesi nedir? Kur’an-ı Kerim’dir. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem peygamberlikten sonra ne kadar yaşamıştır? 13 yıl Mekke’de, 10 yıl Medine’de olmak üzere 23 yıl yaşamıştır. Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem hangi yılda, kaç yaşında, nerede vefat etti? 632 yılında, 63 yaşında, Medine’de vefat etti. Peygamberimiz’in sallallahu aleyhi ve sellem mezarı nerededir ve adı nedir? Medine’dedir. Mezarının adı da “Ravza-yı Mutahhara”dır. Peygamberimiz’i sallallahu aleyhi ve sellem vefatından sonra kim yıkadı? Hazreti Ali yıkadı. Ehl-i Beyt ne demektir? Peygamberimiz’in sallallahu aleyhi ve sellem ailesinden ve soyundan olan kişilere denir. Sünnet neye denir? Peygamberimiz’in sallallahu aleyhi ve sellem yaptığı ve yapılmasına müsaade ettiği işlere denir. Hadis neye denir? Peygamberimiz’in sallallahu aleyhi ve sellem söylediği sözlere denir. En büyük iki hadis kitabı hangileridir? Sahihi Buhari ve Sahihi Müslim. En fazla hadis rivayet eden sahabe kimdir? Ebu Hureyre’dir. Ebu Hureyre’nin asıl adı nedir? Abdurrahman bin Sahr. Sahabe kimlere denir? Sahabe, Peygamberimiz’i görmüş Müslümanlar’a denir. Aşere-i Mübeşşere ne demektir? Cennet’le müjdelenen sahabeler demektir. Cennet’le müjdelenenler kimlerdir? Hazreti Ebu Bekir, Hazreti Ömer, Hazreti Osman, Hazreti Ali, Talha bin Ubeydullah, Sa’d bin Ebi Vakkas, Ebu Ubeyd Bin Cerrah, Abdurrahman Bin Avf, Said bin Zeyd, Zübeyir bin Avvam. Şu anda Peygamber Efendimiz’e sallallahu aleyhi ve sellem ait eşyaların çoğu nerede bulunmaktadır? Topkapı Sarayı’nda bulunmaktadır. Peygamberimiz’e sallallahu aleyhi ve sellem yakın olabilmek için ne yapmak gerekir? O’na çok çok salât ve selâm getirmek gerekir. Hulefâ-i râşidîn büyük halifeler kimlerdir? Hazreti Ebu Bekir, Hazreti Ömer, Hazreti Osman, Hazreti Ali. Hulefâ-i râşidîn kaçar yıl halifelik yapmışlardır? 1. Hazreti Ebû Bekir radıyallahu anh 2 yıl. 2. Hazreti Ömer radıyallahu anh 10 yıl. 3. Hazreti Osman radıyallahu anh 12 yıl. 4. Hazreti Ali radıyallahu anh 5 yıl. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem kaç defa hac yapmıştır? Bir defa. Asr-ı saadet ne demektir? Peygamber Efendimiz’in sallallahu aleyhi ve selem yaşadığı zamanın adıdır.
Haçlılara karşı başarılı savaşlar yapan İslâm dünyâsının parlak sîmâsı Selçuklu Atabeyi Nûreddin Mahmut Zengi Aksungur dönemi. Hristiyanlar, Peygamber Efendimiz'in mübârek bedenini mezarından kaçırıp Avrupa'ya götürmek ve Müslümanları zor durumda bırakmak maksadıyla iki kişiyi görevlendirdiler. Senelerce İslâmî eğitim alan bu iki kişiye lâzım olacak her türlü İslâmî bilgi öğretildi, ezberletildi. Bu şahıslar, Müslüman kıyafetiyle güyâ hac yapmak için yola çıktılar. Peygamber Efendimiz'i ziyâret etmek bahânesiyle de Medine'ye gelip, Mescid-i Nebevî'nin kıble tarafında, Peygamberimizin kabr-i şeriflerine en yakın evi kirâladılar. MÜSLÜMAN GİBİ GÖRÜNDÜLER Öyle dindar, öyle müttakî gösteriyorlardı ki kendilerini, her namaz vaktinde mescidde hazır bulunuyor, Peygamberimiz'in türbesini ziyâret ediyorlar, her sabah Bâkî Kabristanı'na, her cumartesi de Kuba Mescidi'ne gidiyorlardı. Fakirlere yaptıkları cömertçe yardımlarla da Medinelilerin güvenini kazanan bu kişiler, Peygamberimizin bedenini kaçırmak için geceleri durmak dinlenmek bilmeden, oturdukları evden Rasûlüllah'ın kabrine doğru gizlice tünel kazmaya başladılar. Tünelden çıkan toprakları da ceplerine doldurup, kabirleri ziyâret bahânesiyle Cennetü'l-Bâkî Mezarlığı'na döküyorlardı. Uykusuz gecelerde sabahlara kadar durup dinlenmeden kazarak Peygamberimizin türbesine kadar getirdiler tüneli. Halkın hiçbir şeyden haberi olmadığı gibi, ortada şüphe edilecek hiçbir iz de yoktu. Tünel ilerliyordu. Halk bunu bilmiyordu. Nihâyet tünel Peygamberimizin mezarının yanına geldi ki… SELÇUKLU ATABEYİ RÜYASINDA GÖRDÜ O gece Şam'da Selçuklu Atabeyi Mahmut Zengi bir rüyâ gördü. Teheccüd namazını kılıp yeni yatmıştı. Rüyâsında Rasûlü Ekrem zuhûr etti. Yanında iki sarışın adam vardı. Rasûlüllah kendisine bu iki sarışın adamı göstererek -“Mahmut! Beni şu iki adamdan kurtar.” buyurdular. Sultan Mahmut endişeyle uyandı. Kalkıp abdest aldı, iki rekat namaz kıldı. “Hayırdır inşallah” diyerek tekrar yattı. Uykuya dalar dalmaz Rasûlüllah tekrar karşısında belirdi. Ve yine iki sarışın adamı göstererek -“Mahmut! Beni şu iki adamdan kurtar.” buyurdu. Mahmut Zengi tekrar uyandı korkuyla. Yine gidip abdest aldı. İki rekât namaz kıldı ve yine “Hayırdır inşallah” deyip yattı. Aynı rüyâyı aynı gece üçüncü defâ görünce gece yarısı vezirini çağırıp rüyâsını anlattı ona. Vezir Cemâleddin Mevsılî, rüyâyı yorumlarken “Burada Rasûlüllah'ın emri var. Medine'ye gitmeniz gerekiyor Sultanım. İşin hakîkatını orada anlarız” deyince, Sultan Mahmut kimseye duyurmadan, yanında veziri ve 20 süvâri ile birlikte Şam'dan Medine'ye doğru yola çıktı. Gece gündüz yol alıp 16 günde Medine'ye geldiler. Yanlarında Medine halkına dağıtmak için hediyeler de getirmişlerdi. Sultan Mahmut abdest alıp Mescid-i Nebevî'ye girerek iki rekât namaz kıldı. Ve Peygamber Efendimiz'i ziyâret etti. Daha sonra Vezir Cemâleddin halka seslendi -Sultanımız Peygamber Efendimiz'i ziyârete geldiler. Siz Peygamberimizin hemşehrilerine de hediyeler getirdiler. Şimdi tüm Medînelilerin isimlerini yazın ve bu listeye göre sultanımızın huzûruna çıkıp hediyenizi alın. İKİ SARI ÇİYAN Vezirin bu çağrısı üzerine Medinelilerin isimleri yazıldı ve bu isim listesine göre herkes gelip sırayla Sultan Mahmut'un huzûruna çıkıyor, hediyesini alan gidiyordu. Bu esnâda Sultan Mahmut gelenlerin yüzüne dikkatle bakıyor, rüyâda gördüğü o iki sarışın adamı arıyordu. Nihâyet liste tamamlandı. Herkes sultanın elinden hediyesini almıştı lâkin Sultan Mahmut, rüyâsında gördüğü iki kişiyi gelenlerin arasında göremedi. Halka “Hediyesini almayan kimse kaldı mı?” diye sordu. “Hayır” dediler. “Lâkin Endülüs'ten gelen iki kişi var ki onlar Mescid-i Nebevî nin yakınında bir evde kalıyorlar. İbâdetten başka hiçbir şeyle meşgul olmaz, kimseden de hiçbir şey almazlar. Hattâ herkese cumâ günleri sadaka dağıtırlar.” Sultan Mahmut onların da çağırılmasını emretti. Az sonra iki kişi geldi. Sultanın huzûruna girdiler. Sultan Mahmut onları görünce irkildi. Karşısında, rüyâsında gördüğü, Rasûlüllah'ın şikâyet ettiği o iki sarışın adam duruyordu. Sultan biraz şaşkınlıktan sonra kendisini toparlayıp “Nereli olduklarını ve nerede kaldıklarını” sordu. “Endülüslüyüz, dediler. Hac için geldik ve bu seneyi Peygamberimizin yanında geçirmek istedik. Mescidin yakınında bir evde kalıyoruz.” Sultan Mahmut, kaldıkları yeri görmek istediğini söyleyince berâberce gittiler. İlk bakışta evlerinde aykırı bir şey görünmüyordu. Süslü kitaplar, değerli eşyâlar vardı evde. Mahmut Zengi odayı dolaştı. Yerdeki hasırı kaldırınca altında tahta bir kapak gördü. Onun da altında bir tünel ve bir dehliz. Tünel, Peygamberimizin kabrine kadar uzuyordu. Bunu gören halk, şaşkınlık ve mahcûbiyetle karışık sultanın yüzüne bakıyor, sonucu merak Mahmut bu iki kişiyi sorguya çekti. Onlar da, gerçekte Müslüman olmadıklarını itiraf ettikten sonra niyetlerini anlatmaya başladılar -Biz, Peygamberinizin bedenini buradan kaçırıp ülkemize götürmek üzere görevlendirildik. Senelerce eğitim alıp İslâm dini hakkında lâzım olan her şeyi öğrendik ve ezberledik. Derviş kıyâfetine bürünerek halkı kandırdıktan ve samîmi birer Müslüman olduğumuza inandırdıktan sonra Mescidin yanındaki bu eve yerleştik. Geceleri tünel kazıyor, çıkan toprakları da ceplerimize doldurup, her sabah Cennetül-Bâkî mezarlığını ziyâret ederek kumları boşaltıyorduk. Tünelde Peygamberin kabrine iyice yaklaştığımız gece, gök gürültüsü ve şimşekler öyle bir sarsıntı meydana getirdi ki, sanki dağlar yerinden oynadı. O gece öyle korktuk ki, tünel hattâ tüm şehir başımıza yıkılıyor sandık. Sabahleyin de sizin geldiğinizi öğrendik. Sultan Mahmut, suçlarını îtirâf eden bu iki kişiyi îdâm etti. Ve peygamberimizin kabrinin etrâfına derin bir hendek kazdırdı. Sonra bu hendeği eritilmiş kurşunla doldurttu. Böylece Peygamber Efendimiz'in merkad-i şerifleri çepeçevre kurşunla muhâfaza altına alınmış oldu. İki kâfirin kazdığı tünel de kapatıldı. Bu hâdise 1162 yılında vukû bulmuştu. HZ. PEYGAMBER, ODASINA DEFNEDİLDİ Peygamber Efendimiz, hanımı Hz. Âişe'nin evinde vefât etmişti. “Hiçbir peygamber, kendi istemediği yerde vefât etmez” buyurduğu için, Ebû Talha Zeyd bin Sehl hücre-i saâdete girerek, Peygamber Efendimiz'in vefât ettiği hasırın altını kazdı. Hz. Ali, Fadl bin Abbas, Üsâme bin Zeyd ve Evs bin Havlî Rasûlüllah'ı defnettiler. Vefâtından sonra da Hz. Âişe bu odada kalmaya devâm etti. Babası, Halîfe Hz. Ebû Bekir vefât edince O'nu da aynı odaya, Rasûlüllah'ın omuzları hizâsına başı gelecek şekilde defnettiler. Hz. Âişe hâlâ odasında kalmaya devâm etti. Halîfe Hz. Ömer de oğlu Abdullah'ı Hz. Âişe'ye gönderip vefat edince o odaya defnedilmek için izin istemişti. Hz. Âişe “Ben esâsen orayı kendim için ayırmıştım. Fakat mâdem ki Emîrü'l-mü'minîn böyle istiyor, O'nun istediği olsun.” diyerek izin verince Hz. Ömer de Hz. Ebû Bekir'in omuzları hizâsına defnedilmişti. Bundan sonra da Hz. Âişe hâlâ odasının bir köşesinde kalmaya devâm etti. Rasûlüllah'ın merkad-i şeriflerini ziyâret edenler, şifâ ve bereket umuduyla kabr-i şeriften toprak almaya başlayınca Hz. Âişe bu üç mezarın etrâfını dört duvarla çevirdi. Abbâsiler zamanında Mescid-i Nebevî'de çıkan yangında Hz. Âişe'nin bu ördürdüğü duvarlar sâyesinde yangın Efendimiz ve iki halîfesinin mezarlarına ulaşamadı. Daha sonra Emevî Halîfesi Ömer bin Abdülaziz duvarları yeniden yaptırıp beşgen bir duvarla da çevirdi. Memluklar döneminde Mısır Sultanı Eşref Kayıtbay, Hz. Âişe'nin eviyle hemen yanındaki Hz. Fâtımâ'nın evini içine alacak şekilde camekânla çevirdi. İkinci yangından sonra da Peygamber Efendimiz'in mezarına mâvi kubbeli bir türbe yaptırdı. Osmanlı Sultanı 2. Mahmut'a kadar bu mâvi kubbe kaldı. SULTAN MAHMUD DA KURŞUN DOLDURDU Asırlar sonra Osmanlı Sultanı 2. Mahmut Han, Peygamber Efendimiz'in mescidini ve türbesini yeniden yaptırırken, merkad-i şerifin etrâfını kazdırmış, Selçuklu atabeyi Sultan Mahmut'un kazdırdığı hendeği daha da genişletip derinleştirerek yeniden kurşunla doldurmuştu. Böylece Selçuklu Sultanı Mahmut Zengi'nin kurşunla doldurduğu hendek, Osmanlı Sultanı 2. Mahmut Han'ın doldurduğu hendekle iki kat büyümüş, Efendimiz'in mukaddes bedeni iki kat koruma altına alınmıştı.
peygamber efendimiz annesinin vefatından sonra kimin yanında kaldı