peygamberimiz sünnet namazlara nasıl niyet ederdi

Geçmişnamazları kaza ederken hangi günün hangi vaktinin namazı olduğunu bilemezse: "Niyet ettim Allah rızası için kazaya kalan ilk sabah namazının farzını kılmaya" diye niyet eder, diğer namazlar için de, kazaya kalan ilk öğle, ilk ikindi, ilk akşam, ilk yatsı, ilk vitir namazı diye niyet eder. Hattatedbire baş vururken, bunların faydalı olması için de dua etmek lazımdır. Duasız tedbirin faydası yoktur. Dua ve niyaz, peygamberlerin, velilerin ve kamil insanların yoludur. Resulüllah (s.a.v): “Dua ibadettir” “Allah Teala için duadan daha değerli bir şey yoktur” buyurmuştur. Dua, gök ve yerin nuru, dinin direğidir. Hanefilerde, abdest için niyet müstehap bir sünnettir. Ancak Şafiî mezhebine göre niyet, başlı başına bir ibadet olduğundan abdeste niyet de farzdır. Bu sebeple Şafi mezhebine göre, niyetsiz abdest olmaz. Hanefi mezhebinde abdestten önce niyet etmek sünnet olduğundan kişi niyetsiz abdest alsa da abdesti geçerlidir. Farz namazlara tabi olmayan) sünnet namazlar beştir: 1-2. Ramazan ve kurban bayramı namazları. 3-4. Güneş ve Ay tutulması namazları. 5. İstiska namazı (Yağmur duası namazı). Farz namazlara tabi olan (revatib) sünetler on yedidir: - Sabah namazının farzından önce iki rekat. - Öğlen namazının farzından önce dört, sonra EbuHureyre (ra) anlattı: "Rasûlullah (sav) Ramazan gecelerinde kılınan (teravih) namazını azimet olarak emretmeksizin teşvik ederdi ve şöyle derdi: “Kim iman ve ihlasla Ramazan’da gece ibadetini (teravih namazını) eda ederse geçmiş günahları affolur." (Ahmed b. Hanbel, II/529, (10787.) Hz. Rencontre Avec Joe Black Streaming Vf Gratuit. Sünnet Kavramı Hakkında BilgilerPeygamber efendimizin hayatı boyunca yerine getirmiş olduğu örnek davranışlar sünnet olarak günümüze kadar gelmiştir. Bir şeyin sünnet olabilmesi için Peygamber efendimizin birisini güzel bir şey yaparken görüp ona bir şey dememesi ya da onu yapın demesi o işin sünnet olmasını sağlar. Bu işin iyi, hayırlı olması, beğenilmesi ve o işte razı olunması bu işin sünnet olduğunu gösteriyor. Bu içeriğimizde sünnet kavramını ve peygamber efendimizin sünnetlerini ele aldık. Farzlar ve Vacipler ile ilgili hazırladığımız içeriklere linke tıklayarak ulaşabilirsiniz. İşte Sünnet kavramı hakkında bilinmesi gerekenler...Sünnet Nedir? Ne Anlam Gelmektedir?Sünnet; Hz. Muhammed’in SAV devamlı olarak yaptığı ve bir mazereti olmaksızın terk etmediği şeylere denmektedir. Kısacası , Hz. Peygamber’in farz ve vacip olmaksızın yaptığı ve bizlere emrettiği namaz kılmak farzdır, ayrıntısı ise hadislerde bırakılmış. Namazın kılma şekilleri ve rekat ile ilgili bilgiler ayetlerde detaylı olarak verilmemiştir. Peygamber efendimiz ümmete kendisi gibi kılınmasını söylemiştir. Böylelikle bu sünnetler doğrultusunda namazlarımızı kılıyoruz. Yani sünnetler namazın nasıl kılmamız gerekliliği hakkında da bilgi her ne kadar ayetlerde yazılan belirgin kurallar olmasa da peygamber efendimizin yaşam tarzına, söylediklerine bakılarak oluşturmuştur. Sünnetlere dikkat edersek o zaman Allah’ın kelamlarını sağlıklı bir şekilde yerine getirmiş Muhammed Sünnetleri Neledir?Hazreti Muhammed'in pek çok davranışı sünnet olarak müslümanlara kalmıştır. Bu sünnetler arasında en bilinen ve günlük hayatta tekrar ettiğimiz 10 sünneti sıraladık. İşte Peygamber efendimizin sünnetleri...1. Perşembe günü tırnak kesmek2. Ölümü hatırlamak3. Az ve öz konuşmak4. Ezanı dinlemek5. Sofradan doymadan kalkmak6. Yemeği yavaş yemek7. Her cuma sadaka vermek8. Kıyafet katlamak9. Allahın selamını vermek10. Gusülden sonra iki rekat namaz kılmakBunun gibi peygamber efendimizin hayatına geçirmiş olduğu ve insanlara örnek olduğu davranışları sünnet Vacip ve Sünnet Arasındaki Farklar Nelerdir?Farzı inkar eden kişi dinden çıkar, vacibi inkar eden kişi dinden çıkmaz günah işlemiş olur, sünnette vacip kadar olmasa da inkar eden insanlar günah işlemiş olur. Namazın vaciplerinden herhangi birini yapılması namazı bozmuyor. Ancak namazın vaciplerinden biri unutularak ya da yanlışlıkla terk edilmişse sehiv secdesi yapılması gerekir. Eğer kasten terk edilmişse namazın yeniden kılınması gerekir. Namazda sünnet terk edilirse sevabı azalır yani namaz bozma gibi durumlar söz konusu değildir. Vacibin kasten terk etmek namazın yeniden kılınmasını gerektirirken, sünnetlerin kasten terk etmek namazın tekrardan kılınmasını değil sevabını azaltır. Peygamberimizin sünnetini öğrenmek Müslümanlar için neden önemlidir? Peygambere uymayı emreden ayetler nelerdir? Sünnete uymanın önemi ve fazileti nedir? Peygamber ve sünnete olan ihtiyaç...Yüce yaratıcı insanoğlunu mükerrem ve mükemmel bir varlık olarak yaratmıştır. Fakat bu mükemmelliğine rağmen insan, ilâhî hitâba doğrudan muhâtap olacak yapıya sahip değildir. Bu sebeple dünyada insan hayatının başladığı günden beri, Allah Teâlâ, onların arasından seçtiği “Nebî” veya “Resûl” denilen peygamberleri kendisiyle kulları arasındaki irtibâtı kurmak ve açıklamakla görevlendirmiştir. PEYGAMBER EFENDİMİZ’İN GÖREVLERİ Bütün peygamberler, Allah’ın emir ve nehiylerini O’nun kullarına ulaştırmak ve onlara doğru yolu göstermekle görevlendirilmiş hidâyet elçileridir. Peygamberler bu kutsal elçilik görevlerini hakkıyla yerine getirmeye çalışmışlardır. Bizim Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa da ümmetine Allah Teâlâ’nın istediği şekilde yaşamaları için gerekli bilgileri uygulamalı olarak vermiştir. Her peygamber gibi bizim Peygamberimizin de iki temel görevi vardı Tebliğ ve beyân. “Ey Peygamber, Rabbinden sana indirileni tebliğ et, eğer bunu yapmazsan, O’nun elçiliğini yerine getirmemiş olursun” [Mâide sûresi 5, 67]. “İnsanlara, kendilerine ne indirildiğini açıkca anlatasın diye sana da Kur’ân’ı inzâl ettik” [Nahl sûresi 16, 44]. Peygamber Efendimiz vahiy yoluyla Allah’tan aldığı Kur’an âyetlerini, görevi gereği, insanlara sadece ulaştırmakla kalmıyor aynı zamanda onları açıklıyor ve anlatıyordu. Tebliğ ettiklerini açıklamak ve anlatmak onun aslî göreviydi. Hemen işâret edelim ki Peygamberimiz’in tebliğ görevi evrensel olduğu için, açıklamaları da ona uygun bir çerçeve ve nitelikte gerçekleşiyordu. Yani sünnet, Kur’ân’ın evrensel planda Hz. Peygamber tarafından yorumlanması demek oluyordu. Mukaddes kitabımız Kur’ân-ı Kerîm’in eksiksiz, yeterli, açık ve her şeyi açıklayıcı olmasına ve dinimizin de ikmal edilmiş bulunmasına rağmen, sünnetin ifade ettiği bir yorum ve anlatıma gerçekten ihtiyaç var mıdır, şeklinde bir soru aklımıza takılabilir. Gerçek şu ki, yüce kitabımızın yeterli, açık ve açıklayıcı oluşu elbette bir hakikattır. Ancak onun bu niteliklerine rağmen, muhatapları olan insanların anlayış seviyeleri farklı olduğu için onu tek tek doğru olarak anlayıp kavramaları mümkün değildir. Öte yandan sorumluluk için duymak değil, anlamak gerekmektedir. İnsanları anlamadıkları şeylerden sorumlu tutmak mümkün değildir. Bu sebeple kim, neyi anlamak ihtiyacında ise, ona onu anlatmak lâzımdır. En iyi, en güzel, en doğru ve en doyurucu açıklamayı da elbette Kur’an âyetlerini getirip tebliğ eden Peygamber yapacaktır. Peygamber’in açıklamaları, hiç bir zaman Kur’an’ın eksik, yetersiz ve kapalı olduğu anlamına gelmez. “Allah’a kul olmak”tan başka görevi bulunmayan insanlar, ancak bu açıklamalar sayesinde O’na nasıl kulluk edeceklerini öğrenmiş olacaklardır. Bu sebeple sünnetsiz bir Müslümanlık düşünmek mümkün değildir. Hayatın ilâhî irâde doğrultusunda şekillenmesi konusunda Sünnet, Kur’an ile birlikte hemen onun yanıbaşında birinci dereceden bir görev üstlenmiş bulunmaktadır. Bunun böyle olduğunu hem Peygamber’e itaatı emreden Kur’ân-ı Kerîm, hem de Hz. Peygamber’in bizzat kendisi ifade ve ilân etmektedir. PEYGAMBERE UYMAYI EMREDEN AYETLER Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyurulmaktadır “Peygamber size ne verirse onu alın, neyi yasaklarsa ondan da kaçının!” [Haşr sûresi 59, 7]. “De ki Allah’ı seviyorsanız, bana uyunuz ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın” [Âl-i İmrân sûresi 3, 31]. “Allah’a ve kıyamet gününe kavuşacağını uman sizler için Allah’ın Resûlü’nde güzel bir örnek vardır” [Ahzâb sûresi 33, 21]. “Allah’a ve Resûlü’ne inanıyorsanız, anlaşmazlığa düştüğünüz konuları Allah’a ve Resûlü’ne arz ediniz!” [Nisâ sûresi 4, 59]. “Hayır Rabbine andolsun ki onlar, aralarında çıkan anlaşmazlıklarda seni hakem tayin edip verdiğin hükmü, içlerinde hiç bir sıkıntı duymadan kabul edip teslim olmadıkları sürece tam mü’min olamazlar” [Nisâ sûresi 4, 65]. “Gerçekten sen, doğru yola, Allah’ın yoluna çağırıyorsun” [Şûra sûresi 42, 52]. “Peygamber’in emrine muhâlefet edenler, fitneye ya da can yakıcı bir azaba uğramaktan çekinsinler” [Nûr sûresi 24, 63]. “Kim Peygamber’e itaat ederse, Allah’a itaat etmiş olur” Nisâ sûresi 4, 80]. SÜNNETE UYMANIN FAZİLETİ Hz. Peygamber şöyle buyurmaktadır “...Kim benim sünnetimden yaşama tarzımdan yüz çevirirse benden değildir” Buhârî, Nikâh 1; Müslim, Nikâh 5. “Dinin elden çıkışı sünnetin terkiyle başlar. Halat nasıl lif lif kopup parçalanırsa, din de sünnetin birer birer terkiyle ortadan kalkar” Dârimî, Mukaddime 16. Bütün bu âyet ve hadisler, müslümanların ancak sünnete sarılmak ve ondan ayrılmamaya çalışmak suretiyle İslâmî kimliklerini koruyabileceklerini ifade etmektedir. Zira açık bir gerçektir ki, sünnetin terkedilmesiyle doğacak boşluk, sünnetin tam zıddı demek olan bid’atla doldurulacaktır. Sünnet, en kısa ve genel anlatımıyla “İslâm kültürü” demektir. Bid’at ise, İslâm kültürüne ters düşen, onda yeri olmayan ve fakat ondanmış gibi görülmeye ve gösterilmeye çalışılan yabancı unsur demektir. Muhtelif kıta ve iklimlerde yaşayan müslümanlar arasında çağlar boyu görülegelen ortak değerler ve uygulama benzerlikleri, sünnetin belirleyiciliği, birleştiriciliği, bütünleştiriciliği yani evrenselliği sayesinde olmuştur. Açıkca söyleyecek olursak, ümmet sünnetle vardır, onunla yaşar. Yozlaşma sünnetten ayrılmakla başlar. Kaynak Riyazüs Salihin, Erkam Yayınları İslam ve İhsan SORU Beş vakit namazın önünde ve arkasında kılınan sünnet namazları kılarken niyet şeklimiz nasıl olmalıdır? Tarih 13 Aralık 2012 CEVAP Namaz ve sünnet nedir? Namazın sünnetleri nelerdir? İşte namaz ve sünnet anlamı ile namazın sünnetleri hakkında bilgi. Sünnet; Sözcük anlamı olarak adet, giriş demektir. Sünnet, farz ve vacipten başka Peygamberimiz sav’in söz, fiil ve davranışlarıdır. Diğer bir deyişle Sünnet; Hz. Peygamber’in devamlı olarak yaptığı ve bir mazeret olmaksızın terketmediği şeydir. Namazda sünneti terk etmek namazı bozmaz, sehiv secdesi yapmayı da gerektirmez, ancak mekruh olur. Namaz ise, sözcük manası olarak dua demektir. Namaz, tekbir ile başlayıp, selam ile tamamlanan, kitap, sünnet ve icma ile sabit olan farz bir ibadettir. Diğer bir deyişle Namaz, İslam’ın Beş Şartı’ndan biri olan ibadettir. Kur’an’da günün belli vaktilerinde ve abdest şartını yerine getirerek namaz kılınması gerektiği belirtilmiştir. Kur’an ayetlerine göre namaz bir temizlenme aracıdır. Aynı zamanda Allah’ı anarak teslimiyetini yaratıcıya gösterme biçimdir. Kur’an’a göre namaz İbrahim’e öğretilen bir ibadet şeklidir. Namazın Başlıca Sünnetleri Şunlardır 1. Beş vakit namaz ile cuma namazı için ezan ve ikamet erkekler için sünnettir, kadınlara mekruhtur. 2. Namazın iftitah tekbirinde, vitir namazının kunut tekbirinde ve bayram namazlarının zevaid tekbirlerinde elleri kulakların hizasına kaldırmak Kadınlar, parmak uçlan omuz hizasına gelecek şekilde ellerini kaldırırlar. 3. Eller kaldırıldığı sırada parmaklan ne bitişik ne de fazla açık tutmak yani kendi halinde normal açıklıkta bulundurmak ellerin ve parmakların içi kıbleye karşı gelmek, 4. İmama uyan kimsenin iftitah tekbiri, imamı geçmemek üzere imamın iftitah tekbirine yakın olmak 5. Kıyamda elleri bağlamak Erkekler; sağ elin avucu sol elin üzerinde ve sağ elin baş ve küçük parmaklan sol elin bileğin; kavramış olarak ellerini göbek altında bağlarlar. Kadınlar Sağ elf sol elin üzerinde olacak şekilde ellerini göğüs üstüne koyarlar. Erkekler gibi sağ elin parmakları ile sol elin bileğini kavramazlar. 6. Kıyamda iki ayağın arasını dört parmak kadar açık bulundurmak, 7. Sübhaneke okumak. 8. Euzubillahi mineşşeytanirracîm demek. 9. Her rekâtta Fatiha’dan önce “Bismillahirrahmanirahim” demek. 10. Fatiha’nın sonunda imamın ve ona uyanların Âmin demesi. 11. Sübhaneke, Eüzü- Besmele ve Âmin’i içinden okumak, 12. Sabah ve öğle namazlarında Fatiha’dan sonra uzunca, ikindi ve yatsı namazlarında kısa, akşam namazında daha kısa süre okumak. Bu misafir olmayanlar içindir. Yolcu olan veya vakti dar olan kimse dilediği ayeti ve süreyi okur. 13. Rükûa varırken “Allahu Ekber” demek. 14. Rükûda dizlerim ellerin parmaklan açık olarak tutmak Kadınlar parmaklarını açmaz ve dizlerim tutmazlar, sadece ellerini dizleri üzerine koyarlar. 15. Rükûda dizlerini ve dirseklerini dik tutup bükmemek Kadınlar rükûda dizlerini bükük bulundururlar. 16. Rükûda arkasını dümdüz yapmak. Kadınlar arkalarını biraz meyilli bulundururlar. 17. Başını, sırtı ile bir seviyede bulundurup yukarıya kaldırmamak ve aşağıya eğmemek. 18. Rükûda üç kere “Sühhane Rahbiye’l-azîm” demek. 19. Rükûdan kalkarken Semi Allahu ilmen hamideh’ demek. 20. Rükûdan doğrulunca “Rabbena leke’l-hamd” demek. 21. Secdeye varırken yere; önce dizlerini, sonra ellerini, daha sonra alın ve burnunu koymak 22. Secdeden kalkarken önce başını sonra ellerini daha sonra dizleri üzerine ellerini koyarak dizlerini yerden kaldırmak 23. Secdelere varırken “Allahu Ekber” demek. 24. Secdelerden kalkarken “Allahu Ekber” demek. 25. Secdelerde yüzünü iki elleri arasına almak eller yüzden geri ve uzakta olmayıp yüze yakın ve yüzün hizasında bulunmak, ellerin parmakları birbirine bitişik olduğu halde kıbleye karşı el ayası ile yere yapışık olmak. 26. Secdelerde üçer kere Sübhane Rabbiye ala demek, 27. Erkeklerin, secdede karnını uyluklarından, dirseklerini yanlarından ve kollarını yerden uzak tutması Kadınlar, secdede kollarını yanlarına, karnını uyluklarına yapıştırıp yere doğru alçalırlar. 28. İki secde arasında oturmak 29. İki secde arasında, birinci oturuşta Ka”de-i ûla ve son oturuşta Ka”de-i ahire elleri uylukları üzerine koymak. 30. Otururken sol ayağını yere yayıp üstüne oturmak ve sağ ayağını dikerek parmaklarını kıbleye karşı getirmek Kadınlar, ayaklarını sağ tarafa yatık olarak çıkarıp sol kalçaları üzerine otururlar. 31. Ettehiyyatü”nün kelime-i şehadetinde sağ elinin şehadet parmağı ile işaret etmek. İşaret; Kelime-i şehadette “La ilahe” derken sağ elin şehadet parmağını kaldırmak, “illellah” derken de indirmek suretiyle olur 32. Ettehiyyatü”yü içinden okumak. 33. Üç ve dört rekâtlı farzların üçüncü ve dördün rekâtlarında Fatiha okumak, ilk iki rekâtlarda Fatiha okumak ise vaciptir. 34. Son oturuşta “Ettehiyyatü”den sonra “Allahumme sali, Allahumme barik” ve bunlardan sonra da dua okumak. 35. Selam verirken başını evvela sağa, sonra sola çevirmek. 36. Selamda “Esselamu aleyküm ve Rahmetullah” demek. 37. İmam her iki tarata selam verirken kendisine uyan cemaati ve hafaza meleklerini selamlamayı niyet etmek. 38. İmama uyan, selamında cemaati ve imamı niyet etmek. 39. Tek başına kılan; selamında melekleri niyet etmek. 40. İmam sol tarafa selam verirken sesini biraz alçaltmak. 41. İmama uyan kişinin selamı, imamın selamına yakın olmak. 42. İmama sonradan uyan kimse, yetişemediklerim kılmak için imamın ikinci selamını beklemek. 25- Secdede yüzünü iki elleri arasına almak, eller yüzden geri ve uzakta olmayıp yüze yakın ve yüzün hizasında bulunmak, ellerin parmakları birbirine bitişik olarak , kıbleye karşı el ayası ile yere yapışık olmak. 26- Secdede üçer kere "Sübhane Rabbiye'l-alâ " demek. 27- Erkeklerin, secdede karnını uyluklarından, dirseklerini yanlarından ve kollarını yerden uzak tutması. Kadınlar, secdede kollarını yanlarına, karnını uyluklarına yapıştırıp yere doğru alçalırlar. 28- İki secde arasında oturmak. 29- İki secde arasında, birinci oturuşta Ka'de-i ula ve son oturuşta Ka'de-i ahîre elleri uyluklarında, dizin hafif gerisine parmakları açarak koymak. 30- Otururken sol ayağını yere yayıp üstüne oturmak ve sağ ayağını dikerek parmakları kıbleye karşı getirmek Kadınlar, ayaklarını sağ tarafa yatık olarak çıkarıp sol kalçaları üzerine otururlar, buna teverrûk denir. 31- “Et-Tahiyyatü” yü içinden okumak. 32- Üç ve dört rekâtlı farzların üçüncü ve dördüncü rekâtlarında Fâtiha-i Şerîf okumak İlk iki rek'atta Fâtiha-i Şerîf okumak ise vaciptir. 33- Son oturuşta "Et-tahiyyâtü"den sonra "Allâhümme salli, Allâhümme bârik" ve bunlardan sonra” Rabbenâ dualarını” okumak. 34- Selam verirken başını evvela sağa, sonra sola çevirmek. 35- Selamda "Es-Selâmü aleyküm ve Rahmetullah" demek. 36- İmam için Her iki tarafa selam verirken kendisine uyan cemaati ve Hafeze Meleklerini selamlamaya niyet etmesi. 37- Cemaatle namaz kılan kişinin, selamında cemaati, imamı ve melekleri niyet etmesi. 38- Tek başına namaz kılan kişinin, selamında melekleri niyet etmesi. 39- İmamın sol tarafa selam verirken sesini biraz alçaltması. 40- İmama uyan kişinin selamının, imamın selamına yakın olması. 41- İmama sonradan uyan kimsenin, yetişemediklerini kılmak için imamın ikinci selamını beklemesi. önceki...

peygamberimiz sünnet namazlara nasıl niyet ederdi