prof dr ali aydın yavuz
Özellikle ilahiyat öğrencilerimiz için beş yıllık bir okuma listesi hazırladık. Elbette başkaları da bu listeden yararlanabilir. Bunu hazırlarken seviyeyi dikkate almaya çalıştık. Tabii ki, başka listeler de hazırlanabilir. Sonunda bazı notlar var. Onların okunmasını tavsiye ederim: Nurettin Yıldız, Hür Yürekli Genç
Samsun Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mahmut Aydın, 14 Ağustos 2020 tarihinde 2020/411 Sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile OMÜ Rektörlüğüne atanan Prof. Dr. Yavuz Ünal’ı makamında ziyaret etti. Rektör Prof. Dr. Yavuz Ünal’a yeni görevinde ve çalışmalarında başarılar dileyen Rektör Aydın, Samsun'a ve ülkeye
GenelBilgiler. Kurum Bilgileri: Mühendislik Fakültesi, Jeoloji Mühendisliği Bölümü, Uygulamalı Jeoloji Anabilim Dalı.
RadyasyonOnkolojisi. Hakkımızda; Tanı ve Tedavi Hizmetlerimiz; Hekimler. Prof. Dr. Melek N. YAVUZ; Prof. Dr. Ali Aydın YAVUZ; Prof. Dr. Mine GENÇ; Doç. Dr
Üniversitemiz Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ali Akyol’un başkanlığında gerçekleşen derslere Aydın Sağ. Hiz. MYO. Müdür V. Prof. Dr. Hulki Başaloğlu, Tıp Fakültesi Dekan V. Prof. Dr. Yavuz Yeniçerioğlu, Diş Hekimliği Fakültesi Dekanı Prof.Dr. Musa Şamil Akyıl, Spor Bilimleri Fakültesi Dekan V. Prof. Dr. Burçin
Rencontre Avec Joe Black Streaming Vf Gratuit. 1429 Son Güncelleme 1429 TAKİP ET Radyasyon Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr. Ali Aydın Yavuz, "Işın tedavisi ile bağışıklık tedavisi beraber kullanılınca kanser tedavisinde başarı artıyor" tedavi yöntemleri hakkında bilgi veren Radyasyon Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr. Ali Aydın Yavuz, en önemli kanser tedavileri olan kemoterapi ve radyoterapide temel olarak doğrudan kanser hücresini öldürmenin amaçlandığını belirtti. Bu nedenle, normal sağlıklı hücrelere de bir miktar zarar vermesinin kaçınılmaz olduğunu ifade eden Dr. Yavuz, "Kanserin bağışıklık sistemi üzerinden tedavisi ile ilgili olan ve biyolojik tedavi’ veya biyoterapi’ diye de bilinen immunoterapi yönteminde ise kanser hastasının bağışıklık sistemi adeta yeniden programlamaya tabi tutulur. Özellikle, vücudun T hücreleri dediğimiz bağışıklık hücreleriyle tümörü yok etmeyi amaçlayan ve programlanmış hücre ölümü’ denen yararlı bağışıklık reflekslerini durdurabilen tümör hücrelerinin bu gücünü immunoterapi ile sonlandırmak söz konusu" dedi."Bağışıklık sistemini güçlendiriyor"Laboratuvar çalışmalarında, radyoterapi ve immunoterapinin birlikte kullanımı ile tümör hücrelerince PD-L1 denen bağışıklık kontrol noktası blokajı kaldırılarak, tümör hücrelerinin programlanmış hücre ölümünü hızlandırılmış ve radyoterapiye dirençli tümörlerin bile tedavisinde başarının arttırıldığını vurgulayan Dr. Yavuz, sözlerini şöyle sürdürdü"Dünyanın en büyük radyasyon onkolojisi kongresi sayılan Amerikan Radyasyon Onkolojisi Derneği’nin ASTRO son kongresinde sunulan önemli bir çalışmada en ileri evre olan, akciğer ve karaciğerlerinde yaygın metastazları olan 100 civarındaki hastalarda radyoterapiye ve immunoterapi de eklenmesi sayesinde yüzde 60’a varan oranlarda kanser yayılımının durdurulduğu gösterildi. ABD’nin Houston şehrindeki MD Anderson Kanser Merkezi’nde gerçekleştirilen bu çalışmada, karaciğer ve akciğerlerindeki metastazlara stereotaktik vücut radyoterapisi uygulanan ve bununla beraber 4 kür “ipilumab” isimli immunoterapi ilacı alan hastalara bu immunoterapi sayesinde vücudun bağışıklık sisteminin güçlendirildiği ve tümörlerin büyümesinin durduğu belirtildi.""Hastalarda başarı elde edildi"Prof. Dr. Ali Aydın Yavuz, "Benzer şekilde, dünyanın en büyük Klinik Onkolojisi Derneği sayılan Amerikan Klinik Onkoloji Kongresinin Derneği’nin ASCO son İmmuno-Onkoloji toplantısında, karaciğer ve akciğerlerindeki metastazlara stereotaktik vücut radyoterapisi uygulanan ve bununla beraber anti-programlanmış hücre ölümü protein 1 anti-PD1 immutoterapi ilacı olan Pembrolizumab’ alan hastalarda da benzer oranlarda başarı elde edildiği bildirildi. Her iki çalışmada da bu hastalarda immunoterapinin radyoterapiye eklenmesinin gayet emniyetli olduğu, en ileri evre hastalarca bile iyi tolere edildiği ve en ilginci de hastaların çoğunun tedaviden birkaç ay sonra bile iyi durumda olduğu saptandı. Bu durum, tümörleri küçülmese veya kaybolmasa bile, immunoterapinin katkısı ile hiç olmazsa tümörlerin sabit kalabilmekte olduğunu düşündürüyor" dedi. Anadolu Ajansı ve İHA tarafından yayınlanan yurt haberleri editörlerinin hiçbir müdahalesi olmadan, sözkonusu ajansların yayınladığı şekliyle mynet sayfalarında yer almaktadır. Yazım hatası, hatalı bilgi ve örtülü reklam yer alan haberlerin hukuki muhatabı, haberi servis eden ajanslardır. Haberle ilgili şikayetleriniz için bize ulaşabilirsiniz
OnkoTalya Kanser Kliniği uzmanlarından Prof. Dr. Ali Aydın Yavuz, prostat kanseri erkeklerde en sık görülen iç organ kanseri ve tüm dünyada en sık görülen ikinci kanser türü olduğuna dikkat çekerek, her 6 erkekten birinin prostat kanserine yakalanacağı ve her 38 erkekten birinin bu hastalık nedeniyle hayatını kaybedeceği riskini taşıdığını kaydetti. Antalya’daki OnkoTalya Kanser Kliniği uzmanlarından Prof. Dr. Ali Aydın Yavuz, özellikle erken evre Prostat Kanserinde şu an için en önemli tedavi yönteminin ışın tedavisi radyoterapi olduğunu belirtti. Prostata uygulanacak radyasyonun hem ideal bir dozda hem de ideal bir odaklama ile yapılması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Yavuz, “Prostat organı, başta makat rektum ve idrar kesesi mesane olmak üzere radyasyona duyarlı birçok normal doku ve organa bitişik konumdadır. Bu bitişik dokuların da gereksiz yere radyasyona aşırı maruz kalması ile cinsel işlev kaybı, idrar kontrol sorunları ve makattan kanama gibi zararlı yan etkiler ortaya çıkabilir. Son yıllarda kullanıma giren yeni teknolojiler ve ışınlama teknikleri sayesinde prostat kanserinde hedefe daha iyi odaklanılıp hem kanserin tedavi edilmesi hem de prostat kanserli hastaların yaşam kalitesini daha da artırmak söz konusu olabilmektedir” dedi. Brakiterapi’nin avantajı Tümörün İçine veya Çok Yakınına Verilen Radyasyonun Brakiterapi yönteminin kanser tedavisinde kullanıla bir tür radyasyon tedavisi olduğunu belirten Dr. Yavuz sözlerini şöyle sürdürdü “Brakiterapi kelimesi eski Yunan kelimelerinden gelmektedir. Braki = kısa, yakın, Terapi = tedavi anlamına gelir. Brakiterapi’de radyoaktif kaynak bizzat ısınlanacak olan dokunun yanına, yakınına veya icine yerlestirilir. Bu nedenle bazen içsel radyasyon tedavisi olarak da adlandırılır. Brakiterapi sayesinde, tümörün cevresindeki normal dokularda hızlı bir doz dususu sağlanırken tümörün kendisine oldukça yuksek bir doz, güvenle verilebilir. Brakiterapi, Lineer Hızlandırıcı gibi cihazlarla dışarıdan uygulanan rutin ışın tedavisinden daha az yan etkiye neden olur ve tedavi süresi de genellikle daha kısadır. İki tip brakiterapi vardır Düşük doz oranlı LDR brakiterapide, radyasyon çekirdekcikleri seed’ler tümörün içine kalıcı olarak yerleştirilir, adeta toprağa ekilen bir tohum gibi. Çekirdekçikler, belli uzunlukta bir süre boyunca düşük dozda radyasyon yayacak şekilde tasarlanmıştır süre bitiminde radyasyon yaymaz ve doku içinde bi nevi kaybolup giderler; ve Yüksek doz oranlı HDR brakiterapide ise radyasyon kaynağı geçici olarak tümörün içine veya yakınına yerleştirilip kısa sürede yüksek dozda radyasyon verilir”. Dr. Yavuz, “Dünyanın en saygın tıp dergilerinden sayılan Amerikan Tıp Derneği JAMA dergisinde yeni yayınlanan bir çalışmada, prostat kanseri için üç farklı tedavi yaklaşımının etkinliğini karşılaştırmış sadece cerrahi, sadece Dışarıdan Radyoterapi EBRT ve EBRT artı Brakiterapi . Erken evreli ancak çok yüksek riskli prostat kanseri hastası olan vakada yapılan bu çok önemli çalışmada tümörün yokedilmesi ve hastaların sağkalım oranları açısından en iyi sonuçlar Brakiterapi + Dışarıdan Radyoterapi alan hastalar grubunda elde edilmiş. Ayrıca, bu gruptaki hastalarda, ileriki yıllarda nüks ve uzak organlara sıçrama metastaz oranlarının da çok düşük bulunmuş olması büyük avantaj. Cerrahi yapılan prostat hastalarının yaklaşık üçte birinde cinsel işlevlerin bozulması, idrar ve gayta kaçırma sorunları gözlenebilirken dışarıdan radyoterapi + brakiterapi alan hastalarda bu yan etkiler çok daha az gözlenmiş” diye konuştu. Proton Tedavisi Devrimi Son yıllarda kullanımı giderek artan Proton ışın tedavisinin, foton ışını kullanan standart radyoterapiye göre çok daha avantajlı olduğunu belirten Yavuz, “Proton ışın demetleri ile bir Tümörün ön kısmındaki normal dokulara çok düşük bir radyasyon bırakılırken, ışın demeti doğrultusuna göre tümörün tam bitim noktasından itibaren radyasyon dozu “sıfır” olur. Oysa, standart radyoterapide kullanılan foton ışını demetlerinde tümörden önceki normal dokulara oldukça yüksek dozda bir radyasyon bırakılması kaçınılmaz olduğu gibi, tümörden sonrası mesafede de normal dokular önemli miktarda bir çıkış dozu almak zorunda kalır. Proton terapi tedavilerinde, radyasyon ışını, prostata bitişik sağlıklı doku ve organları koruyarak, hedeflenen tümörün ötesine daha geçmez. Bunun normal organ fonksiyonlarını koruduğu ve tedavinin zararlı yan etkilerini azalttığı gösterilmiştir. Son yıllarda, akciğer, meme, yemek borusu, sindirim sistemi, sinir sistemi, baş ve boyun bölgesi ve prostat dahil olmak üzere vücudun birçok bölgesindeki kanserlerde proton tedavisine dair uygulama ve araştırmalar çok artmıştır. Bu konuda dünyanın en önemli organizasyonlarından biri olan Parçacık Terapi Kooperatifi Grubu Kuzey Amerika PTCOGNA yıllık toplantısında proton demetleri ile tedavi edilen prostat kanseri hastaları ile standart foton ışınlarını kullanan Yoğunluk Ayarlı Radyoterapi IMRT yönteminin tedavi sonuçlarını karşılaştıran 2 büyük çalışma sunulmuştur. Bu iki çalışmada da proton tedavi grubunun beş yıllık sağkalım oranının IMRT grubuna göre oldukça yüksek olduğunu göstermiştir Protonla yüzde 94 ancak Foton IMRT ile sadece yüzde 87. Dahası, protonla tedavi edilen prostat hastalarında çok daha az mesane ve idrar yolu yan etkileri ve çok daha az oranda ikincil kanserler saptanmış” ifadelerini kaydetti. Aralayıcı Spacer yöntemi buluşu Prostat kanserinde, İster içeriden brakiterapi, ister dışarıdan foton veya proton tedavisi radyasyon uygulamasında tümörü daha iyi yok etmek için yüksek dozda radyasyon verilmesinin gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Yavuz sözlerini şöyle sürdürdü “Radyasyon Dozunu odaklarken ve hesaplarken en önem verdiğimiz şey prostatın hemen önüne bitişik durumda olan makat rektum duvarıdır. Çünkü, en azından bir kısmı mecburen yüksek doz alacaktır. Yeni geliştirilen bir yöntemde, prostat ile rektum arasına “aralayıcı” spacer denen bir ara parça yerleştirilerek prostat ve rektum arasındaki mesafe uzaklaştırılabilmektedir. Bu konuda, ABD’den Augmenix şirketi, 2015 yılında “SpaceOAR” adını verdikleri “aralayıcı” spacer yöntemi için ABD Gıda ve İlaç İdaresi FDA iznini de aldı. Hidrojel yapısında sıvı olarak rektum’un arka duvarına enjekte edilen bu madde prostat ve rektum arasında “geçici olarak” jel şeklinde bir kütle oluşturur, iki organ arasını uzaklaştırır, ancak tedavi bittikten sonra da sıvılaşıp vücuttan emilerek atılır. Bu yöntem kullanılarak yapılan ve geçenlerde “Kırmızı Dergi” diye de bilinen dünyanın en saygın bilimsel dergilerinden birinde yayınlanan çok önemli bir klinik çalışmanın sonuçlarına göre SpaceOAR isimli “aralayıcı” kullanımı ile rektum duvarı dozunun yüzde 74 oranında düşürülebildiği, 3 yıllık takip sonucunda hastaların makat yaraları ve kanamaları şikayetlerinde yüzde 78 oranında azalma olduğu saptandı. Aynı şekilde, idrar yolu ve cinsel yan etkiler açısından da “aralayıcı” uygulanan hastaların yaşam kalitesi çok daha iyi idi”. Tedavideki son gelişmelerle birlikte sadece prostata sınırlı ve erken evredeki prostat kanserinin radyoterapisi sonrasında 10 yıllık sağkalım kür oranları yüzde 99 gibi mükemmel bir orana ulaşıldığına işaret eden Yavuz, “Ayrıca, bu son gelişmeler sayesinde, özellikle idrar yolları, makat ve cinsel işlevlerle ilgili yan etkiler de son derece düşük oranlara inmiş durumdadır” diyerek prostat kanserli hastalar için umut dolu mesajlar verdi. Anadolu Ajansı, DHA, İHA tarafından geçilen tüm Antalya haberleri, bu bölümde editörlerinin hiçbir editoryal müdahalesi olmadan otomatik olarak ajans kanallarından geldiği şekliyle yer almaktadır. Antalya Haberleri alanında yer alan haberlerin hepsinin hukuki muhatabı haberi geçen ajanslardır.
Antalya’daki OnkoTalya Kanser Kliniği uzmanlarından Radyasyon Onkolojisi Profesörü Dr. Ali Aydın Yavuz, Kanser hastalarının ışın tedavisi radyoterapi sırasında “Yapay Zeka Artificial Intelligence; AI” uygulamalarının kanserde tedavi başarısını artırma Dr. Yavuz “Dünyada son yıllarda yapay zeka uygulamalarının kanser alanında kullanılmasına yönelik araştırmalarda belirgin bir artış var. Özellikle, radyoterapi alması gereken kanser hastalarında yapay zeka uygulamaları sayesinde doktor, fizikçi, tekniker ve diğer sağlık personelinin gözetiminde yapılan belli işlemlerin daha otomatikleşmiş ve daha hatasız bir şekilde yapılması mümkün olabilmekte” dedi. Radyoterapiye başlanmadan önce, radyasyon onkoloğu doktorlar tarafından bir hastanın bilgisayarlı tomografi BT veya manyetik rezonans MR görüntülerinin incelendiğini ve hastalığın net bir şekilde gözlenebilir kısmı olan ana tümörün ve civardaki sağlıklı normal dokuların hacimlerinin çok dikkatlice belirlendiğini anlatan Dr. Yavuz “Tümör ve çevredeki normal dokuların üç boyutlu olarak sınırlarının çizildiği konturlama bu süreç, bir hastanın tümör bölgesine ne kadar radyasyon alacağını ve ışının en uygun nasıl odaklanacağını belirler. Örneğin Hastada bir baş ve boyun kanseri varsa, bu, çevredeki hassas dokuların varlığı nedeniyle özellikle çok hassas bir çalışmayı gerektirir. Görüntüleme yöntemlerinden yararlanarak ışınlanması ve ışınlanmaması hedeflenen hacimlerin sınırlarını üç boyutlu belirlemek, konturlama yapmak kişiden kişiye, doktordan doktora oldukça farklı gerçekleştirilmekte. 2017 yılında, Utrecht Üniversitesi'nden yapılan büyük bir çalışmada, kendi alanında çok deneyimli radyasyon onkolojisi uzmanı doktorların aynı hastanın bilgisayarlı tomografi BT filmlerine göre hedeflenen tümörleri ve normal dokuları oldukça değişken bir şekilde çizerek belirledikleri, hatta bazı doktorların meslektaşlarından sekiz kat daha fazla oranda yüksek riskli klinik hedef hacimlere karar verdikleri gösterilmiş. Bu durum, hastalar için en iyi tedavi kararının verilmesinin garanti edilememesini, hastalar için ideal bir radyoterapi standardı oluşturmada ortada bir sorun olduğunu göstermektedir” dedi. Yapay Zeka ile Otomatik ve En Doğru Şekilde Odaklanması Mümkün Bu sorun’un aşılmasına yönelik olarak Dr. Yavuz şunları söyledi “Son aylarada, özellikle Ulusal Sağlık Enstitü’sünce desteklenen önemli bir araştırma projesinde Yapay zeka AI kullanarak yüksek riskli tümör hedef hacimlerinin sınırlarının 3 boyutlu olarak belirlenmesi için her bir görüntüleme film kesitinde tümör ve normal doku sınırlarının tek tek çizilmesi konturlama işlemlerini otomatikleştirmek için yeni bir yöntem geliştirildi. Dünyanın en önemli Kanser Merkezlerinin başında gelen Texas eyaleti, Houston şehrindeki Anderson Kanser Merkezi önderliğinde yapılan bu çalışmada, bu merkezdeki onbinlerce kanser hastasının radyoterapi planlaması kayıtlarından yararlanarak, bu merkezde çalışmış ve çalışmakta olan yüzlerce doktorun hedeflenen tümör hacimlerinin ve normal dokuların sınırlarını çizerken konturlarken ne şekilde davrandıkları, karar verirken hangi tercihlerde bulundukları üzerinde durulmuş. Örneğin, MD Anderson'da tedavi edilen 52 ağız-boğaz kanser hastasından elde edilen veriler incelenip dünyadaki birkaç baş ve boyun alt-uzmanlık branşlaşmasını sağlayabilmiş, yani sadece baş-boyun kanserleri radyoterapisi ile uğraşan çok tecrübeli ve özel bir ekibe sahip olan MD Anderson'daki radyasyon onkolojisi doktorlarının hedef hacimleri nasıl belirlediklerine odaklanılmış. Yüksek riskli hedef hacimler için çoğu zaman doktorların sadece ana tümörün sınırlarını çizdiklerini ve komşu normal dokuların şekline göre farklı farklı bir emniyet mesafesi belirledikleri görülmüş. İlk önce basit uzaklık vektörlerini kullanarak bunu araştırmaya başlamışlar. Çevredeki normal anatomik yapılardan ana tümör hacminin uzaklıkları ve mesafe haritası bilgilerini kullanarak yüksek riskli tümör hacimlerin bir parçası olan vokselleri, üç boyutlu pikselleri tanımlar şekilde verileri toparlamışlar. Sonuçta, eldeki verileri idealize ederek yüksek riskli tümör bölgelerini en doğru ve otomatik bir şekilde belirleyen gelişmiş bir yazılım üretmişler. Yapay Zeka uygulaması şeklinde belirlenen bu hacimler ile alanındaki en tecrübeli doktorların belirlediği hacimler arasında çok büyük bir uyum saptandığı gibi, hekimden hekime ve hastadan hastaya değişebilen hacim belirleme farklılıkları da ortadan kalkmış ”. Bu çalışmanın, sadece yüksek riskli tümör hacimlerinin Yapay Zeka ile otomatik bir şekilde ve çok yüksek doğrulukta belirlenmesine yönelik olduğunu belirten Dr. Yavuz “Bir sonraki aşamada, eldeki tüm veriler birleştirilerek, orta ve düşük riskli tümör bölgelerinin de otomatik ve en doğru bir şekilde belirlenmesi mümkün olabileceği gibi, hastaya özgü en uygun Radyoterapi veya Kemoterapi’yi de ayarlamak adına çeşitli genetik mutasyonlara ait bilgiler de bu yapay zeka uygulamasına entegre edilebilecektir. Bu şekilde, kanser tedavisi sonuçlarında başarı oranlarının artması da kaçınılmazdır” hedefi belirleme süresi birkaç saatten 1 dakikanın altına düşüyor Prof. Dr. Ali Aydın Yavuz sözlerini şöyle sürdürdü “Yöntemin çok önemli bir avantajı da bizlere sunduğu yüksek hız ve verimliliktir. Normalde, örneğin bir baş boyun kanserinde, hedeflenen hacimleri belirlemek bir hekimin 1-4 saatini alır. Yapay Zeka kullanan özel bilgisayar sistemi ile hem bir dakikadan kısa bir sürede hedef hacimler belirlenebilmekte, hem de hekimden hekime değişebilen hata payları ihtimali tümüyle ortadan kalkmaktadır. Bu yöntem, özellikle, hedef hacim belirleme konturlama alanında tecrübeli uzman sayısının daha az olduğu düşük ve orta gelir düzeyindeki ülkelerde çok büyük bir kolaylık sağlayacaktır, ancak bu yöntemin ABD gibi gelişmiş ülkelerde de kanser tedavilerindeki yararlılık ve verimliliği çok artıracağı açıktır” dedi. Dr. Yavuz “Radyoterapide hem hızı, hem tedavi verimliliğini, hem de tedavi başarısını artıran Yapay Zeka uygulamaları önümüzdeki yıllarda kanser tedavilerine ciddi damga vuracağa benziyor. Öte yandan, bu Yapay Zeka uygulamalarıyla bir taraftan Radyoterapideki Otomatiklik, Hızlılık, Doğruluk, Verimlilik ve Tedavi başarısı artacakken, bir taraftan da kanser alanında uzmanlaşmış personele olan ihtiyaç azalabilecekmiş gibi duruyor. Doğrusu, bu durum kanser tedavileriyle uğraşan bizleri biraz tedirgin etse de, Kanser hastaları için en uygun ve en başarılı tedavilerin gelişmesi ve rutinleşmesi bizler için de çok sevindirici gelişmeler olacaktır” diyerek sözlerini bitirdi.
Ali Aydın haberleri ilk sayfaArama Sonuçları KÜLTÜR-SANAT2701 Gün 14 Saat 42 dk. önce yayınlandı 1
prof dr ali aydın yavuz